Hamilelik sırasında aldığınız hemen her ilaç bebeğinizi de etkiler. Aspirin gibi görünüşte zararsız bir ilaç bile, plasentadan geçerek bebeğinize ulaşır.
Bu nedenle, doktorunuz onaylamadıkça ilaç almaktan kaçının. İlacın zorunlu olduğu bir rahatsızlığınız varsa, doktorunuz bebeğinizi gereksiz yere tehlikeye atmadan sorununuza yardımcı olacak bir ilaç seçecektir.
Bazen ceninin bir ilaca maruz kalmasının etkileri yıllarca ortaya çıkmayabilir. Dietilstilbestrol (DES) alan kadınların kız çocuklarında ortaya çıkan durum budur. Bu ilaç düşük tehlikesi olduğu düşünülen ya da daha önce düşük yapmış kadınlara yaygın bir şekilde veriliyordu. 1970 lerde, gelişme çağındaki bir çok kızda ve genç kadında olağandışı vajina, rahim boynu ve rahim değişiklikleri olduğu teşhis edildi. Ortak noktaları, annelerinin hamilelik sırasında DES almış olmalarıydı.
Cenini ters bir şekilde etkilediği bilinen ilaçlara teratojenler denir. Genel olarak, ilaç almanın en tehlikeli olduğu zaman hamileliğin ilk üç ayıdır, çünkü cenin gelişimi o zaman gerçekleşir ve cenin zedelenmeye çok açıktır. Ancak, aspirin gibi bazı ilaçlar hamileliğin daha sonraki dönemlerinde daha tehlikelidir.
Tıbbi bir rahatsızlığı tedavi etmek için mutlaka gerekli olmadıkça, hamilelik sırasında çoğu ilaçtan kaçınmak gerekir, ama bazı durumlarda ilaçlar cenine zarar vermekten çok yararlı olabilir.
Ceninin kalp atım hızındaki bazı anormallikler, annede kalp anormalliği olmasa bile, anne aracılığıyla kalp ilaçları uygulanarak tedavi edilebilir. Aynı şekilde, doktorunuz, tıbbi bir sorun nedeniyle doğumun gebeliğin 32. haftasından önce suni olarak başlatılması gerektiğine karar verirse, bebeğin doğumdan sonra nefes
alabilmesini sağlamak için bebeğe doğumdan önce kortikosteroid ilaçlar verilebilir.
Bazen hamilelikte ilaçlardan kaçınmak mümkün olmayabilir. Bazı kadınlarda ilaç gerektiren şeker ya da hipertansiyon gibi kronik hastalıklar vardır. Birçok hamile kadında antibiyotiklerin kullanımını gerektiren idrar enfeksiyonları ortaya çıkar. Ve doktorlar sık sık virütik bir hastalık nedeniyle yüksek ateşi olan hamile hastalarına asetaminofen almalarını önerir, çünkü uzun süren yüksek ateş cenin için potansiyel olarak tehlikelidir. Aşağıda doğum kusurlarına yol açtığı bilinen ya da yol açtığından kuşkulanılan bazı ilaçlar belirtilmiştir.
lsotretinoin (Accutane) akne için kullanılan bir ilaçtır. Kalp hastalığına ve ciddi yüz ve kulak anormalliklerine yol açabilir.
Antibiyotik streptomisin hamile bir kadın tarafından uzun süre kullanıldığında sağırlığa yol açabilir; tetrasiklin kemik büyümesinin geri kalmasına neden olabilir ve diş rengini değiştirebilir.
Dicumarol kalp rahatsızlığı ya da aşırı kan pıhtılaşması olan bazı hastalar tarafından kullanılan bir antikoagülandır [kanın pıhtılaşmasını önleyen ya da geciktiren madde]. Anormal yüz uzuvları ve zeka geriliği bu ilacın kullanımıyla ilişkilendirilmektedir.
Nöbetli hastalıklar (epilepsi) için kullanılan, konvülsiyonları önleyici bir ilaç olan dilantin tümörlere, büyüme geriligine ve başka anormalliklere yol açabilir.
Su tutulması sorun olduğunda kullanılan diüretikler, aşırı kullanıldıklarında ceninin beslenmesini etkileyebilirler.
Metiltestosteron dişi ceninde erkek özelliklerinin gelişmesine neden olabilir.
Sakinleştiriciler doğumdan sonra aylarca devam eden titremeler yaratabilirler.
Valium depresyona yol açabilir.
Bu eksiksiz bir liste değildir. Herhangi bir ilacı almadan önce mutlaka doğum uzmanınıza danışın.
13 Haziran 2008 Cuma
Gebelikte kanama
Hamilelik sırasında vajinadan gelen kanama, yanlış bir şeyler olduğunun göstergesidir. Hemen doktorunuzu arayın.
Hamileliğin ilk 20 haftasında, kanama genellikle düşükle ilişkilendirilir. Düşük sırasındaki kanama hafif ya da ağır olabilir. Hiçbir uyarı olmayabilir ya da önce kahverengimsi bir akıntı fark edebilirsiniz.
Hamileliğin ilk günlerinde, yumurta rahmin içine tutunurken, bazı lekeler görebilirsiniz. Ayrıca tüm hamile kadınların yaklaşık 20 sinde, ilk günlerinde düşükle sonuçlanmayan kanamalar olmaktadır. Bu nedenle, tehlikeli olmayabilir de, ama mutlaka doktorunuza danışın.
Hamileliğin 20. haftasından sonraki kanamalara doğum öncesi kanama denir. Bu, erken gebelik kanamasından daha az yaygındır ve kadınların yüzde 2 sinden daha azında görülür. Doğum öncesi kanaması, plasenta previa , dış gebelik, düşük ya da erken doğum dahil olmak üzere birçok nedeni vardır.
Birçok durumda, kanama hafiftir. Ancak, ciddi bir kanama sizin ve bebeğinizin hayatını tehlikeye sokabilir.
Gebeliğin ilk aylarından sonra kanama başlarsa, derhal doktorunuzu görün. Hastaneye yatırılmanız ve kanamanın nedeninin belirlenmesi için ultrason gibi testlerden geçmeniz gerekebilir. Kanama ağırsa, kan nakli gerekli olabilir. En kötü durumda, doğum suni olarak başlatılır ya da bir sezeryan ameliyatı yapılır.
Hamileliğin ilk 20 haftasında, kanama genellikle düşükle ilişkilendirilir. Düşük sırasındaki kanama hafif ya da ağır olabilir. Hiçbir uyarı olmayabilir ya da önce kahverengimsi bir akıntı fark edebilirsiniz.
Hamileliğin ilk günlerinde, yumurta rahmin içine tutunurken, bazı lekeler görebilirsiniz. Ayrıca tüm hamile kadınların yaklaşık 20 sinde, ilk günlerinde düşükle sonuçlanmayan kanamalar olmaktadır. Bu nedenle, tehlikeli olmayabilir de, ama mutlaka doktorunuza danışın.
Hamileliğin 20. haftasından sonraki kanamalara doğum öncesi kanama denir. Bu, erken gebelik kanamasından daha az yaygındır ve kadınların yüzde 2 sinden daha azında görülür. Doğum öncesi kanaması, plasenta previa , dış gebelik, düşük ya da erken doğum dahil olmak üzere birçok nedeni vardır.
Birçok durumda, kanama hafiftir. Ancak, ciddi bir kanama sizin ve bebeğinizin hayatını tehlikeye sokabilir.
Gebeliğin ilk aylarından sonra kanama başlarsa, derhal doktorunuzu görün. Hastaneye yatırılmanız ve kanamanın nedeninin belirlenmesi için ultrason gibi testlerden geçmeniz gerekebilir. Kanama ağırsa, kan nakli gerekli olabilir. En kötü durumda, doğum suni olarak başlatılır ya da bir sezeryan ameliyatı yapılır.
Kürtaj
Açma ve kürtaj yapma küçük bir operasyondur. Doktor önce rahim ağzını açar sonra rahimin iç duvarlarını kazımak için içeriye kaşık biçiminde bir alet sokar.
Rahim ağzı normalde çok dar ve sıkıdır. Doktor kürtaj sırasında bunu açabilmek için ya gittikçe kalınlaşan çubuklar sokar veya başka aletlerle açar.
Geleneksel kürtajda rahimin iç zarı kaşık biçiminde bir aletle kazınır. Ancak, günümüzde doktorlar endometrial dokuyu çıkarabilmek için vakum aspirasyonu (düşük basınçlı emme) kullanıyorlar.
Kürtaj, çoğunlukla bir sorun teşhis etmek için kullanılır. Çok sık veya şiddetli adet kanamalarınız varsa, doktor rahimden kazınan dokuları mikroskopla inceleyerek sebebin ne olduğuna karar verebilir.
Bazen kürtajın kendisi geçici olarak veya tümüyle sorunu çözebilir. Buna ilaveten kürtaj rahim fibroidleri, endometrial polipler, rahim kanseri ve rahim ağzı kanseri-nin de teşhisi için de yararlıdır.
Kürtaj bazı sorunların teşhisinden çok tedavisinde kullanılır. Rahim ağzından dışarı çıkan endometrial polipler kürtaj sırasından alınabilir ve oldukça sık olarak fibroidleri de kazıyıp çıkarmak mümkün olabilir, aslında bu genellikle büyük bir ameliyatı gerektirir. Kürtaj bazen endometrial hiperplazi denilen bir duruma çare olarak da uygulanır. Bu durum rahim iç duvarının çok fazla kalınlaşmasıdır.
Eğer düşük yapmışsanız veya hatalı bir kürtaj geçirmişseniz, rahim içinde kalan parçaların, enfeksiyona engel olmak için, kazınması veya vakumla çekilmesi gerekir. Eskiden kürtajlar hep aynı sistemle yapılırken gitgide yerini vakum aspirasyonuna bırakmaktadır.
Kürtaj, bir doktor muayenehanesinde lokal anesteziyle yapılabilir. Buna rağmen doktorlar bunu bazen hastanede bayıltarak yapmayı tercih ederler. Böylece alt karın kasları tümüyle gevşer ve daha ayrıntılı bir inceleme mümkün olur.
Eğer hastanede kürtaj olduysanız aynı gün veya ertesi gün evinize gidebilirsiniz. Kürtajı takip eden birkaç gün vajinal kanamanız olur, bazı kramplar ve sırt ağrıları hissedebilirsiniz ama genellikle hemen normal hayatınıza dönebilirsiniz. Ama rahim ağzı ve endometrium tamamen iyileşip normal halini alana kadar, birkaç hafta cinsel ilişkide bulunmamanız ve tampon kullanmamanız gerekir.
Kürtaj basit bir süreç olmasına rağmen, hiçbir ameliyat tümüyle tehlikesiz değildir.
Çok ender de olsa, kanama veya enfeksiyon olabilir, operasyon sırasında rahim veya çevresindeki organlar delinebilir veya anestezi sırasında bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Rahim ağzı normalde çok dar ve sıkıdır. Doktor kürtaj sırasında bunu açabilmek için ya gittikçe kalınlaşan çubuklar sokar veya başka aletlerle açar.
Geleneksel kürtajda rahimin iç zarı kaşık biçiminde bir aletle kazınır. Ancak, günümüzde doktorlar endometrial dokuyu çıkarabilmek için vakum aspirasyonu (düşük basınçlı emme) kullanıyorlar.
Kürtaj, çoğunlukla bir sorun teşhis etmek için kullanılır. Çok sık veya şiddetli adet kanamalarınız varsa, doktor rahimden kazınan dokuları mikroskopla inceleyerek sebebin ne olduğuna karar verebilir.
Bazen kürtajın kendisi geçici olarak veya tümüyle sorunu çözebilir. Buna ilaveten kürtaj rahim fibroidleri, endometrial polipler, rahim kanseri ve rahim ağzı kanseri-nin de teşhisi için de yararlıdır.
Kürtaj bazı sorunların teşhisinden çok tedavisinde kullanılır. Rahim ağzından dışarı çıkan endometrial polipler kürtaj sırasından alınabilir ve oldukça sık olarak fibroidleri de kazıyıp çıkarmak mümkün olabilir, aslında bu genellikle büyük bir ameliyatı gerektirir. Kürtaj bazen endometrial hiperplazi denilen bir duruma çare olarak da uygulanır. Bu durum rahim iç duvarının çok fazla kalınlaşmasıdır.
Eğer düşük yapmışsanız veya hatalı bir kürtaj geçirmişseniz, rahim içinde kalan parçaların, enfeksiyona engel olmak için, kazınması veya vakumla çekilmesi gerekir. Eskiden kürtajlar hep aynı sistemle yapılırken gitgide yerini vakum aspirasyonuna bırakmaktadır.
Kürtaj, bir doktor muayenehanesinde lokal anesteziyle yapılabilir. Buna rağmen doktorlar bunu bazen hastanede bayıltarak yapmayı tercih ederler. Böylece alt karın kasları tümüyle gevşer ve daha ayrıntılı bir inceleme mümkün olur.
Eğer hastanede kürtaj olduysanız aynı gün veya ertesi gün evinize gidebilirsiniz. Kürtajı takip eden birkaç gün vajinal kanamanız olur, bazı kramplar ve sırt ağrıları hissedebilirsiniz ama genellikle hemen normal hayatınıza dönebilirsiniz. Ama rahim ağzı ve endometrium tamamen iyileşip normal halini alana kadar, birkaç hafta cinsel ilişkide bulunmamanız ve tampon kullanmamanız gerekir.
Kürtaj basit bir süreç olmasına rağmen, hiçbir ameliyat tümüyle tehlikesiz değildir.
Çok ender de olsa, kanama veya enfeksiyon olabilir, operasyon sırasında rahim veya çevresindeki organlar delinebilir veya anestezi sırasında bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir.
Ultrason
İsviçreli bilim adamları, bebeğin ana rahmindeki gelişmesini görmek için sıkça başvurulan � ultrason cihazı�nın beyni etkilediğini açıkladı...
Ana rahmindeki bebeğin gelişme ve sağlık durumu ile cinsiyetinin teşhis edilmesinde hekimlerin baş yardımcısı olan ultrason cihazının, bebeğin beynini etkilediği ortaya çıktı.
Şimdilik keşfedilen en önemli bulgu, ultrason dalgalarına maruz kalan çocuklarda solaklığın yaygın olduğu. Ancak bu bile, bilim çevrelerinde ultrasonun bilinmeyen başka etkilerinin de olabileceği kuşkusunu yaratmaya yetti.
Solak yapıyor
İngiltere�de yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesine göre, İsveçli bilim adamları hamilelik boyunca ultrasonla izlendikten sonra 1970�lerde doğan 7 bin kişi ile aynı yıllarda doğan ve ultrason dalgaları tatbik edilmemiş 170 bin kişiyi karşılaştırdılar. Bilim adamları annesi ultrasona girmiş kişilerde solak sayısının dikkat çekici biçimde yüksek olduğunu saptadılar.
Son aylar zararlı
Özellikle 1975�ten sonra doğan, anne karnında ultrasona maruz kalmış çocuklarda solaklık oranının yüzde 32�lere kadar yükseldiğini belirten uzmanlar, bunun nedeni, tıbbın ultrasonu hamileliğin son aylarında da kullanmaya başlamasına bağladılar.
Ultrasonu reddedin!
Araştırmalarının sonuçlarını Epidemiology adlı bilimsel dergide de yayımlayan bilim adamları, hamileliğin son aylarında hamile kadının ultrasona girmesinin birçok ülkede rutin hale geldiğine belirterek, kadınların ultrasona girmeyi reddetmemesini de istedi.
Ana rahmindeki bebeğin gelişme ve sağlık durumu ile cinsiyetinin teşhis edilmesinde hekimlerin baş yardımcısı olan ultrason cihazının, bebeğin beynini etkilediği ortaya çıktı.
Şimdilik keşfedilen en önemli bulgu, ultrason dalgalarına maruz kalan çocuklarda solaklığın yaygın olduğu. Ancak bu bile, bilim çevrelerinde ultrasonun bilinmeyen başka etkilerinin de olabileceği kuşkusunu yaratmaya yetti.
Solak yapıyor
İngiltere�de yayınlanan The Sunday Telegraph gazetesine göre, İsveçli bilim adamları hamilelik boyunca ultrasonla izlendikten sonra 1970�lerde doğan 7 bin kişi ile aynı yıllarda doğan ve ultrason dalgaları tatbik edilmemiş 170 bin kişiyi karşılaştırdılar. Bilim adamları annesi ultrasona girmiş kişilerde solak sayısının dikkat çekici biçimde yüksek olduğunu saptadılar.
Son aylar zararlı
Özellikle 1975�ten sonra doğan, anne karnında ultrasona maruz kalmış çocuklarda solaklık oranının yüzde 32�lere kadar yükseldiğini belirten uzmanlar, bunun nedeni, tıbbın ultrasonu hamileliğin son aylarında da kullanmaya başlamasına bağladılar.
Ultrasonu reddedin!
Araştırmalarının sonuçlarını Epidemiology adlı bilimsel dergide de yayımlayan bilim adamları, hamileliğin son aylarında hamile kadının ultrasona girmesinin birçok ülkede rutin hale geldiğine belirterek, kadınların ultrasona girmeyi reddetmemesini de istedi.
Sezeryan
Sezeryan, yüzyıllardan beri ölen annenin karnındaki çocuğu kurtarmak için uygulanan bir yöntem olmasına karşın, ancak 19. yüzyılda anestezi ve aseptik cerrahi ortaya çıktıktan sonra zor doğumlarda anne ve bebeğin hayatını kurtarmak için güvenle uygulanabilen bir yöntem olmuştur. Gerçekte sezeryan en son çare olarak başvurulacak bir yöntem olmasına rağmen günümüzde bebeklerin % 20si sezeryanla doğmaktadır.
Birçok eleştiri olsa da sezeryan yapıldığı için bugün hayatta olan birçok kadın ve bebeğin olduğu da bir gerçektir.
Sezeryan karnın ve rahimin kesilerek açıldığı cerrahi bir girişimdir. Daha sonra bebek buradan dışarı çıkarılır.
Sezeryan yapılmasını gerektiren birçok koşul bulunmaktadır. Bazı erken doğan bebeklerin bu yolla daha çok yaşama şansı vardır. Makat ya da diğer anormal pozisyonlarla gelen bebekler daha çok sezeryanla doğurtulmaktadır. Eğer bebek çok büyük veya annenin doğum kanalı çok darsa sezeryan tek güvenilir doğum yoludur. Rahim ve vajinanın bazı şekil bozuklukları doğum kanalını tıkadığı için bu ameliyatı gerektirir. Eğer annede preeklampsi, şeker hastalığı, genital herpes ya da yüksek tansiyon varsa sezeryan yapılabilir. Plasenta previa gibi plasenta anomalileri de sezeryan gerektirir. Anne karnındaki bebekler ikiz ya da daha çok ise doktorunuz sezeryan önerebilir. Rahim kasılmalarının yetersiz olması nedeniyle doğum uzadığında birçok doktor anne ve bebeğin sağlığı için sezeryanın daha iyi olduğuna inanır.
Bazıları, bu ameliyatın çok sık yapıldığına ve doktorların en küçük bir zor doğum olasılığıyla karşılaştıklarında sezeryan yaptıklarına inanırlar. Bu tür uygulamalar yapılmaktadır, ancak çoğu sezeryan için geçerli değildir.
Gelişmiş cenini monitörle izleme teknikleri bize ceninin sağlığı ve doğum sürecine dayanıp dayanamayacağı konusunda önemli bilgiler sağlamaktadır. Ceninin tehlikede olduğunu düşündüren bir durum ortaya çıkarsa birçok doktor hemen sezer-yan yapmaktadır. Aynı zamanda, ameliyat tekniğinde, anestezide ve antibiyotiklerdeki gelişmeler de ameliyatın anne için daha güvenli bir hale gelmesini sağlamıştır.
Giderek daha çok kadın çocuk doğurmayı hayatının daha geç dönemlerine ertelemektedir. Bu kadınlar ve bebekleri gençlere göre daha büyük bir tıbbi komplikasyon tehlikesi altındadır. Bu nedenle, bu grupta sezeryan daha yaygındır.
Prosedür
Eğer size sezeryan yapılması gerekiyorsa uyutmak için bir anestezik ilaç verilecektir. Genel anestezi ile uyutulmanızın gerektiği acil bir ameliyat olmadıkça ağrı hissetmeden uyanık kalmanızı sağlayan epidural ya da spinal anestezi denen bir yöntem uygulanacaktır. Bazı hastaneler acil bir sezeryan olmadıkça eşinizin de ameliyethaneye girmesine izin vermektedir.
Sezeryan ameliyatı bir saatten kısa sürmektedir. Karın iki şekilde açılabilir. Biri karnın alt bölgesinin enlemesine, diğeri uzunlamasına kesilmesiyle yapılır.
Rahime ulaşıldığında da yaygın olarak kullanılan iki kesiden biri yapılabilir. En yaygın olarak kullanılan yöntem rahmin alt kısmının enlemesine kesilmesidir. Bu daha iyidir ve uterus yırtığı oluşma olasılığı azalır. Diğer durumda ise doktorunuz rahmi uzunlamasına bir kesiyle açacaktır. Bu, rahimde daha büyük bir giriş sağlayacaktır ve bebeğin büyük olduğu durumlarda veya çok büyük bir kafası olduğu biliniyorsa yapılacaktır.
Rahim açıldıktan sonra, doktor bebeği dışarı çıkarmak için forseps kullanabilir. Plasenta da çıkarılır ve daha sonra karın kapatılır.
Komplikasyonlar
Sezeryan eskiden olduğundan daha güvenli olsa da ve kadınların çoğu iyileşse de bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Sezeryan büyük bir ameliyattır ve diğerlerinde olduğu gibi yara yerinde enfeksiyon oluşma riskinin yanı sıra mesane ve böbrek enfeksiyonu oluşma tehlikesi de vardır. Kanama nadirdir ancak şiddetli olabilir.
Sezeryan yapılan kadınlarda ölüm oranı vajinal yolla doğum yapanlardan 2 ila 4 kat daha yüksektir. Bununla birlikte, ölen kadınların çoğu daha önceden hastalığı olan kadınlardır.
İyileşme
Sezeryan duygusal sorunlar yaratabilir çünkü yeni bebeğinize bağlanmanızı engelleyebilir. Başlangıçta kendinizi sersemlemiş ve ağrılı hissedeceğinizden bebeğinizle daha az zaman geçirmek isteyebilirsiniz. Ameliyatın yapıldığı gün hareket etmeniz çok zor olacaktır. İştahınız varsa yemek düzeninizi bozmayın. Kendinizi iyi hissettiğinizde bebeğinizi kucağınıza alabilir ve emzirmeye başlayabilirsiniz.
Sezeryandan sonra ortalama 5-6 gün hastanede yatabilirsiniz.
Gelecekteki gebelikler
Sezeryan yapılan kadınlar doğal olarak bir sonraki gebelikleri konusunda endişelenirler. Bir kez sezer-yan yapıldığında daha sonraki doğumlarınızda da sezeryan yapılması gerekir. Bunun nedeni, her l00 doğumun 2 sinde görülen normal doğum sırasında rahmin eski yara yerinden yırtılma riskidir.
Bununla birlikte, günümüzde sezeryan olan kadınların %60ı daha sonra normal yolla doğum yapabilmektedir. Bu durum ilk ameliyatın yapılma nedenine ve bu koşulların halen var olup olmadığına bağlıdır. Örneğin, sezeryan bebeğiniz tehlike içine girdiği için yapılmışsa bir sonraki bebek normal yolla doğuma dayanabilir. Ancak doğum kanalınız çok darsa gelecekteki doğumlarınız da sezeryanla olacaktır.
Normal yolla doğumu deneyip deneyemeyeceğinizi belirleyen diğer faktörler rahime yapılan kesinin cinsi ve ilk sezeryanda yara yerinde enfeksiyon gelişip gelişmediğidir. Rahiminizdeki eski kesi yeri enlemesineyse normal doğum için bir aday olabilirsiniz
Birçok eleştiri olsa da sezeryan yapıldığı için bugün hayatta olan birçok kadın ve bebeğin olduğu da bir gerçektir.
Sezeryan karnın ve rahimin kesilerek açıldığı cerrahi bir girişimdir. Daha sonra bebek buradan dışarı çıkarılır.
Sezeryan yapılmasını gerektiren birçok koşul bulunmaktadır. Bazı erken doğan bebeklerin bu yolla daha çok yaşama şansı vardır. Makat ya da diğer anormal pozisyonlarla gelen bebekler daha çok sezeryanla doğurtulmaktadır. Eğer bebek çok büyük veya annenin doğum kanalı çok darsa sezeryan tek güvenilir doğum yoludur. Rahim ve vajinanın bazı şekil bozuklukları doğum kanalını tıkadığı için bu ameliyatı gerektirir. Eğer annede preeklampsi, şeker hastalığı, genital herpes ya da yüksek tansiyon varsa sezeryan yapılabilir. Plasenta previa gibi plasenta anomalileri de sezeryan gerektirir. Anne karnındaki bebekler ikiz ya da daha çok ise doktorunuz sezeryan önerebilir. Rahim kasılmalarının yetersiz olması nedeniyle doğum uzadığında birçok doktor anne ve bebeğin sağlığı için sezeryanın daha iyi olduğuna inanır.
Bazıları, bu ameliyatın çok sık yapıldığına ve doktorların en küçük bir zor doğum olasılığıyla karşılaştıklarında sezeryan yaptıklarına inanırlar. Bu tür uygulamalar yapılmaktadır, ancak çoğu sezeryan için geçerli değildir.
Gelişmiş cenini monitörle izleme teknikleri bize ceninin sağlığı ve doğum sürecine dayanıp dayanamayacağı konusunda önemli bilgiler sağlamaktadır. Ceninin tehlikede olduğunu düşündüren bir durum ortaya çıkarsa birçok doktor hemen sezer-yan yapmaktadır. Aynı zamanda, ameliyat tekniğinde, anestezide ve antibiyotiklerdeki gelişmeler de ameliyatın anne için daha güvenli bir hale gelmesini sağlamıştır.
Giderek daha çok kadın çocuk doğurmayı hayatının daha geç dönemlerine ertelemektedir. Bu kadınlar ve bebekleri gençlere göre daha büyük bir tıbbi komplikasyon tehlikesi altındadır. Bu nedenle, bu grupta sezeryan daha yaygındır.
Prosedür
Eğer size sezeryan yapılması gerekiyorsa uyutmak için bir anestezik ilaç verilecektir. Genel anestezi ile uyutulmanızın gerektiği acil bir ameliyat olmadıkça ağrı hissetmeden uyanık kalmanızı sağlayan epidural ya da spinal anestezi denen bir yöntem uygulanacaktır. Bazı hastaneler acil bir sezeryan olmadıkça eşinizin de ameliyethaneye girmesine izin vermektedir.
Sezeryan ameliyatı bir saatten kısa sürmektedir. Karın iki şekilde açılabilir. Biri karnın alt bölgesinin enlemesine, diğeri uzunlamasına kesilmesiyle yapılır.
Rahime ulaşıldığında da yaygın olarak kullanılan iki kesiden biri yapılabilir. En yaygın olarak kullanılan yöntem rahmin alt kısmının enlemesine kesilmesidir. Bu daha iyidir ve uterus yırtığı oluşma olasılığı azalır. Diğer durumda ise doktorunuz rahmi uzunlamasına bir kesiyle açacaktır. Bu, rahimde daha büyük bir giriş sağlayacaktır ve bebeğin büyük olduğu durumlarda veya çok büyük bir kafası olduğu biliniyorsa yapılacaktır.
Rahim açıldıktan sonra, doktor bebeği dışarı çıkarmak için forseps kullanabilir. Plasenta da çıkarılır ve daha sonra karın kapatılır.
Komplikasyonlar
Sezeryan eskiden olduğundan daha güvenli olsa da ve kadınların çoğu iyileşse de bazı komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Sezeryan büyük bir ameliyattır ve diğerlerinde olduğu gibi yara yerinde enfeksiyon oluşma riskinin yanı sıra mesane ve böbrek enfeksiyonu oluşma tehlikesi de vardır. Kanama nadirdir ancak şiddetli olabilir.
Sezeryan yapılan kadınlarda ölüm oranı vajinal yolla doğum yapanlardan 2 ila 4 kat daha yüksektir. Bununla birlikte, ölen kadınların çoğu daha önceden hastalığı olan kadınlardır.
İyileşme
Sezeryan duygusal sorunlar yaratabilir çünkü yeni bebeğinize bağlanmanızı engelleyebilir. Başlangıçta kendinizi sersemlemiş ve ağrılı hissedeceğinizden bebeğinizle daha az zaman geçirmek isteyebilirsiniz. Ameliyatın yapıldığı gün hareket etmeniz çok zor olacaktır. İştahınız varsa yemek düzeninizi bozmayın. Kendinizi iyi hissettiğinizde bebeğinizi kucağınıza alabilir ve emzirmeye başlayabilirsiniz.
Sezeryandan sonra ortalama 5-6 gün hastanede yatabilirsiniz.
Gelecekteki gebelikler
Sezeryan yapılan kadınlar doğal olarak bir sonraki gebelikleri konusunda endişelenirler. Bir kez sezer-yan yapıldığında daha sonraki doğumlarınızda da sezeryan yapılması gerekir. Bunun nedeni, her l00 doğumun 2 sinde görülen normal doğum sırasında rahmin eski yara yerinden yırtılma riskidir.
Bununla birlikte, günümüzde sezeryan olan kadınların %60ı daha sonra normal yolla doğum yapabilmektedir. Bu durum ilk ameliyatın yapılma nedenine ve bu koşulların halen var olup olmadığına bağlıdır. Örneğin, sezeryan bebeğiniz tehlike içine girdiği için yapılmışsa bir sonraki bebek normal yolla doğuma dayanabilir. Ancak doğum kanalınız çok darsa gelecekteki doğumlarınız da sezeryanla olacaktır.
Normal yolla doğumu deneyip deneyemeyeceğinizi belirleyen diğer faktörler rahime yapılan kesinin cinsi ve ilk sezeryanda yara yerinde enfeksiyon gelişip gelişmediğidir. Rahiminizdeki eski kesi yeri enlemesineyse normal doğum için bir aday olabilirsiniz
Yüksek Kolesterolun Tedavisi
Tedavide LDL-kolesterol düzeyi esas alınır.
Hastada kalp ve damar hastalığı yoksa, LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl�nin altına düşürülmesi hedeflenmelidir.
Kişide kalp ve damar hastalığı varsa (kalp krizi, koroner arter daralmasına bağlı göğüs ağrısı, koroner damar ameliyatı hikayesi, balon anjiografi, beyine, böbreğe, bacaklara giden damarlarda kolesterol birikimi gibi), LDL-kolesterol düzeyi, 100 mg/dl�nin altına düşürülmelidir.
İlaç tedavisinden önce denenmesi gereken yöntemler:
Öncelikle beslenme alışkanlığınızı değiştirin.
* Kızartmalardan kaçınınız.
* Kırmızı et yerine beyaz et tüketin. Tavuğun derisini çıkartın ve etin üzerindeki yağları ayırın.
* Kaymak ve yağlı süt yerine yağsız ya da yarı yağlı süt tercih edin.
* Sıvı bitkisel yağlar (zeytinyağı, çiçek yağı, mısır yağı, soya yağı gibi) doymamış yağ oranı yüksek yağlardır. Bunları tercih edin. Katı yağlardan uzak durun.
* Alışveriş yaparken hazır gıdaların etiketlerini okuyarak, yağ miktarlarına göre alın.
* Doymuş yağ oranı yüksek olan yiyecekler yerine nişastalı ve lifli besinler tercih edin.
* Sakatatlardan (karaciğer, böbrek ve beyin gibi) uzak durun.
* Daha az yumurta ve yumurta kullanılarak hazırlanmış yiyecek tüketin.
* Daha fazla meyve ve sebze tüketin.
Sigara bırakılmalıdır.
Eğer tansiyon yüksekliği de varsa buna yönelik beslenme değişiklikleri de yapılmalıdır (tuzun azaltılması gibi).
Şeker hastalığı varsa mutlaka kontrol altına alınmalıdır. Gerekirse insülin kullanılmalıdır.
Kilonuz fazla ise mutlaka kilo vermelisiniz.
Düzenli egzersiz HDL-kolesterolü yükseltir, LDL-kolesterolü düşürür. Haftada, 3 - 5 kez, 30-45 dakika yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır.|
Hastada kalp ve damar hastalığı yoksa, LDL-kolesterol düzeyinin 130 mg/dl�nin altına düşürülmesi hedeflenmelidir.
Kişide kalp ve damar hastalığı varsa (kalp krizi, koroner arter daralmasına bağlı göğüs ağrısı, koroner damar ameliyatı hikayesi, balon anjiografi, beyine, böbreğe, bacaklara giden damarlarda kolesterol birikimi gibi), LDL-kolesterol düzeyi, 100 mg/dl�nin altına düşürülmelidir.
İlaç tedavisinden önce denenmesi gereken yöntemler:
Öncelikle beslenme alışkanlığınızı değiştirin.
* Kızartmalardan kaçınınız.
* Kırmızı et yerine beyaz et tüketin. Tavuğun derisini çıkartın ve etin üzerindeki yağları ayırın.
* Kaymak ve yağlı süt yerine yağsız ya da yarı yağlı süt tercih edin.
* Sıvı bitkisel yağlar (zeytinyağı, çiçek yağı, mısır yağı, soya yağı gibi) doymamış yağ oranı yüksek yağlardır. Bunları tercih edin. Katı yağlardan uzak durun.
* Alışveriş yaparken hazır gıdaların etiketlerini okuyarak, yağ miktarlarına göre alın.
* Doymuş yağ oranı yüksek olan yiyecekler yerine nişastalı ve lifli besinler tercih edin.
* Sakatatlardan (karaciğer, böbrek ve beyin gibi) uzak durun.
* Daha az yumurta ve yumurta kullanılarak hazırlanmış yiyecek tüketin.
* Daha fazla meyve ve sebze tüketin.
Sigara bırakılmalıdır.
Eğer tansiyon yüksekliği de varsa buna yönelik beslenme değişiklikleri de yapılmalıdır (tuzun azaltılması gibi).
Şeker hastalığı varsa mutlaka kontrol altına alınmalıdır. Gerekirse insülin kullanılmalıdır.
Kilonuz fazla ise mutlaka kilo vermelisiniz.
Düzenli egzersiz HDL-kolesterolü yükseltir, LDL-kolesterolü düşürür. Haftada, 3 - 5 kez, 30-45 dakika yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklete binme gibi sporlar yapılmalıdır.|
Kolesterolun Zararlı Etkileri
Kanda yüksek miktarda bulunan kolesterol, yıllar içinde damarların duvarında birikir. Bu birikim sonucu damarlarda daralma, tıkanma ortaya çıkar (ATEROSKLEROZ). Kolesterol hangi damarda birikmişse o damarla ilişkili sorunlar ve hastalıklar ortaya çıkar. Yani kolesterol yüksekliği sağlık durumunda ani değişikliklere neden olmaz (en azından ilk zamanlarda).
Kalbi besleyen damarlarda (koroner arter) kolesterol birikimi, bu damarlarda tıkanma ve daralma sonucu, göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi durumlara neden olabilir.
Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi sonucu, felçler, konuşma bozuklukları, denge ve bilinç kaybı ortaya çıkabilir.
Böbrek damarlarında kolesterol birikimi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ana atardamarda (aort) kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol parçaları (aterosklerotik plaklar), daha küçük damarları tıkayarak sorunlara yol açabilirler (Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak nekrozu, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene neden olabilirler).
Kolesterol ve kalp hastalıkları
Kan kolesterol düzeyinin yüksek olması kalp hastalıkları açısından önemli bir risk faktörüdür ancak tek faktör değildir. Ancak düzeltilebilir bir durum olmasından dolayı önemlidir. Kalp hastalıkları ile ilgili başlıca risk faktörleri şunlardır:
Hipertansiyon
Lipid (yağ) metabolizması bozukluğu, Kolesterol yüksekliği
Sigara
Diyabetes mellitus (şeker hastalığı)
Şişmanlık
Fiziksel aktivite azlığı
Yüksek hematokrit
Artmış trombojenik faktörler
İleri yaş
Erkek olmak
Ailede kalp hastası olması
Tip A kişilik (mükemmeliyetçi, saplantılı, hırslı, gergin)
Östrojen eksikliği
Fibrinojen yüksekliği
Ürik asit yüksekliği
Beyin, kalp, böbrek veya damar hastalığı
Kalbi besleyen damarlarda (koroner arter) kolesterol birikimi, bu damarlarda tıkanma ve daralma sonucu, göğüs ağrısı, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi durumlara neden olabilir.
Beyini besleyen boyun damarlarında kolesterol birikimi sonucu, felçler, konuşma bozuklukları, denge ve bilinç kaybı ortaya çıkabilir.
Böbrek damarlarında kolesterol birikimi, yüksek tansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Ana atardamarda (aort) kolesterol birikimi de tehlikelidir. Buradan kopan kolesterol parçaları (aterosklerotik plaklar), daha küçük damarları tıkayarak sorunlara yol açabilirler (Bağırsağı besleyen damarları tıkayarak bağırsak nekrozu, göz damarlarını tıkayarak körlüğe, bacak damarlarını tıkayarak kangrene neden olabilirler).
Kolesterol ve kalp hastalıkları
Kan kolesterol düzeyinin yüksek olması kalp hastalıkları açısından önemli bir risk faktörüdür ancak tek faktör değildir. Ancak düzeltilebilir bir durum olmasından dolayı önemlidir. Kalp hastalıkları ile ilgili başlıca risk faktörleri şunlardır:
Hipertansiyon
Lipid (yağ) metabolizması bozukluğu, Kolesterol yüksekliği
Sigara
Diyabetes mellitus (şeker hastalığı)
Şişmanlık
Fiziksel aktivite azlığı
Yüksek hematokrit
Artmış trombojenik faktörler
İleri yaş
Erkek olmak
Ailede kalp hastası olması
Tip A kişilik (mükemmeliyetçi, saplantılı, hırslı, gergin)
Östrojen eksikliği
Fibrinojen yüksekliği
Ürik asit yüksekliği
Beyin, kalp, böbrek veya damar hastalığı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)