12 Haziran 2008 Perşembe

Strawberry Shortcake




Biliyorum, çokkkk uzun zaman oldu blogu güncellemeyeli... Mazeretim de yok aslında, sadece tembellik, kış uykusundan uyanamamak, bahar yorgunluğu, vs vs... Son 4 aydır pasta yapasım yoktu işte. Hatta misafirliğe giderken bile hazır pastalar aldım. Ama sonunda dayanamadım ve bu pastayı yaptım!
Strawberry Shortcake'in hayatımızda çok özel bir yeri var. Gün içinde sadece çizgifilmlerini seyretmekle kalmıyor, aynı zamanda bebeklerini de seslendirerek olaya yeni bir boyut katıyoruz kızımla beraber.
Yarın okulun son günü ve bütün sene kızımın kahrını çeken dünya tatlısı öğretmenlerine küçük bir pasta ile teşekkür etmek istedim... Dolayısı ile pastanın üzerindeki Strawberry Selin oldu, mesaj da öğretmenlerine gitti... "Seneye de geliyorum, hazır olun!"
Sevgiler,

16 Şubat 2008 Cumartesi

Sünger Bob No:2





Biliyorum, uzun zamandır pastalara el atmadım. Dikiş dikmeyi öğreniyorum ya, pastalar cazibesini kaybetti benim için :). Ama tabi sipariş gelince, dikiş makinemi bir kenara kaldırdım ve yukarıdaki pastayı yaptım. Gerçi bir çok kez diğer arkadaşlarım tarafından yapıldı ama ben de eklemek istedim modellerimin arasına. Karşınızda Sünger Bob!!!
Bu arada, dikiş konusunda epey ilerledim, kızıma elbiseler dikiyorum. Bir ara da onların resimlerini ekleyeceğim....
Sevgiler,


19 Ocak 2008 Cumartesi

Sünger Bob ve Patrick


Bu hafta her günüm pasta yapmakla geçti. Artık pastayı kremalayıp kaplama ve süsleme süremi 1,5 saate indirmiş durumdayım. :) Seri üretime geçmek için beni kimse tutamaz....


Sünger Bob'lu şu yukarıdaki pasta görümcemin küçük oğlu Ege'nin doğumgünü için yapıldı. Kendisi ciddi bir Sünger Bob hayranı olunca, başka bir pasta yapmayı düşünmedim bile. Klasik düz bir Sünger Bob yapmaktansa, böyle eğlenceli bir model denemek istedim. Wilton'un kitabında buna benzer bir model vardı, biraz ondan esinlendim... Sonuç çok içime sindi, yaparken de inanılmaz keyif aldım... Umarım Ege de beğenir. ;)


Aşağıdaki inekler ise Şimşek McQueen'li yarış pisti pastasının sahibi Cenk'in evde kutlanacak olan doğumgünü için yapıldı. Ama akıllı ben, pastayı kutuya koymadan önce resmini çekmeyi unuttum!


Şimdi biraz mola alıyorum... Biraz dinlenip iyileşmeye çalışacağım... Sevgiler,

17 Ocak 2008 Perşembe

Şimşek Pistte :)


Kızımın eski okulundan bir arkadaşının doğumgünü için yapıldı bu pasta. Yarış Pisti'ne benzesin ama Şimşek McQueen olsun diyince annesi, ben Şimşek'in oyuncak arabasından edinip onu koydum pastanın üstüne. Böylelikle Cenk'e küçük de olsa bir hediye vermiş olayım dedim...


Kızım hastalıksız geçen 20 günün ardından tekrar hastalandı, bu seferki biraz daha ağır geçti nedense... Şimdi daha iyi, ama bu sefer de beni hasta etti.... Ahhh, bu sene öksürüksüz aksırıksız bir günümüz geçmeyecek galiba. Bahar gelince dertlerimiz biraz azalır mı acaba?

29 Aralık 2007 Cumartesi

Mutlu Yıllar...



Biraz ihmal ettim blogu yine, farkındayım. Öcelikle kızımı soran herkese teşekkürler, mucize eseri bu haftayı grip olmadan atlattı. Sanırım bünyesini kuvvetlendirici ilaçlar biraz işe yaramaya başladı. Ben ise yeni ufuklara yol açmış bulunmaktayım şu anda, dikiş makiası edindim bir adet, dikiş öğrenmeye çalışıyorum. Boş zamanlarımda da Mickey ve sülalesinin oyuncaklarını yapıyorum. Yukarında resmini gördükleriniz ilk parti, diğerlerinin resimlerini de çektikçe göndereceğim.


2008'de herkese sağlık, mutluluk ve huzur diliyorum! Herşey gönlünüzce olsun...


Sevgiler,

19 Aralık 2007 Çarşamba

Bir doğumgünü daha...


Uzun zamandır sizi aynı pasta ile başbaşa bıraktığım için özür dilerim, ama bu aralar içimden hiç pasta yapmak geçmiyordu. Kızım o kadar çok hasta oldu ki bu aralar, onunla uğraşmaktan yemek bile yapamadım, nerede kaldı pasta yapmak.

Ama kayınvalidemin doğumgünü sözkonusu olunca, bir hevesle oturdum pastanın başına. Görümcemle birlikte pastanın ortancalı olmasına karar verdik. Pandispanyası sade, alt katı frambuazlı, üst katı ise damla çikolatalı. Süslemesi ise yine benim tasarımım.

Kayınvalidem bahçeye ve çiçeklere çok meraklıdır. Mutlaka daha önce yazmışımdır, çok güzel bir bahçesi var ve her seferinde bana yeni çiçeklerini gösterir, bak şu nasıl açmış, bu ne kadar coşmuş diye... Ben ise sadece kafamı sallar, şirin şirin "ya, ya, süperler" derim neden bahsettiğini bilmeden. Eh, böylesine çiçek sevdalısı bir kadına başka pasta olmazdı haliyle. Bakalım kendisi de beğenecek mi....

Bu arada, hepinizin Kurban Bayramını kutlarım.

Sevgiler,

29 Kasım 2007 Perşembe

Anneannemin Doğumgünü Pastası...

Demiştim ya, bizimkiler benim şeker hamurlu pastaları görüntü açısından takdir etseler de, asla yemeyi kabul etmiyorlar. Onlar için şeker hamuru sırf sentetik, iğrenç bir madde... Hele hele bir adet çikolata yedikten sonra ağzına mutlaka tuzlu birşeyler atan annem. O yüzden, anneanneme doğumgünü pastasını yapmayı teklif ettiğimde kabul etmesine çok şaşırdım. Üzerinde ne olmasını istediğini sorduğumda ise verdiği cevap son bir haftamın kabus gibi geçmesine sebep oldu : violetta...

Efendim, bilenler bilir, benim öyle çiçekle böcekle pek fazla aram yoktur. Tamam çiçek modelleme dersi veriyorum ama bilinen çiçekler, gül, karanfil falan... Violetta denen şeyi ilk kez duydum. Meğerse kendisi menekşe familyasından minicik yapraklı, mor bir çiçekmiş... Hadi ne olduğunu bulduk, sıra geldi yapmaya... Öyle yap olmadı, böyle yap olmadı, ne yaptıysam anneanneme beğendiremedim. Tam vazgeçmek üzereydim ki, (elde kalıp filan da yok tabii) mineleri yaptığım teknikle, yani pulled flower tekniğiyle (elle şekillendirme) son bir deneme daha yaptım ve violetta'ya benzer birşeyler ortaya çıkardım. Bugün pastamız görücüye çıkıyor, bakalım anneannemi memnun edebilecek miyim? Bana şans dileyin lütfen...

27 Kasım 2007 Salı

Pandispanya...

Çok özür dilerim, çok soran oldu ama ben her yazımda unuttum pandispanya tarifimi vermeyi... Bu sabah yine bir pasta için pandispanya hazırlarken aklıma geldi, unutmadan ekliyorum... Bunca zamandır bekleyen arkadaşlardan kocaman bir özür diliyorum!!! :)

20 cm yuvarlak kalıp için;

- 4 yumurta
- 100 gr şeker
- 100 gr un
- 15 ml sıvı yağ

Yumurta ve şekeri bir kapta iyice çırpıyoruz. Sonra içine unu azar azar ekliyor ve karıştırıyoruz. En son olarak, sıvı yağı ekleyip biraz daha karıştırıyoruz. Benim fırınım 165 derecede 30 dakikada pişiriyor, ama biliyorsunuz, benimki mini fırın. Siz süreyi kendi fırınınızın huyuna suyuna göre ayarlayın lütfen. :)

Sevgiler,

26 Kasım 2007 Pazartesi

Sarı Güller


İsterseniz deli deyin ama, pasta yaptığım kişinin enerjisinin işime yansıdığını düşünüyorum. Pozitif bir insana pasta yaparken işler tereyağından kıl çeker gibi yürürken, negatif enerji yayan kişilerin pastalarında akla hayale gelmeyecek terslikler yaşıyorum. Hatta zaman zaman "yok artık, bu da olmuş olamaz" dediğim bile oluyor. Bir nevi 13. cuma sendromu yani.... (hiç unutmuyorum, bir keresinde fırına koyarken kelepçeli kalıp açıldı ve altı yere düştü, pandispanya hamuru da beraberinde tabii, %1 olasılık bile değil yahu!!))

Bu pasta ise çok rahat çalışıp, çok keyif alarak tamamladıklarımdan. Sarı güllü 29 yaş pastasının sahibesi Gözde'nin eşinin dayısı. Kendisini tanımıyorum, ama ya gerçekten tezimdeki gibi çok pozitif bir insan, ya da Gözde'nin o güzel elektriği sayesinde herşey çok güzel geçti. 20 kişilik bir pasta olmasına rağmen çok rahat kapladım, pandispanyası inanılmaz kabardı (hatta bir ara fırından taşacak sandım), hamurun kıvamı şimdiye kadar yaptığım en mükemmel kıvam oldu. :) İstek üzerine 29 yaş pastasının tarzında, sarı güller ve 42 yapıldı. Ama bu sefer topper olarak değil de direk pastanın üzerine monte ettim gülleri. Yeni getirttiğim altın rengi lustre dust ile de 42'yi renklendirdim ve biraz simle süsledim. Bence kibar ve sade bir pasta oldu, benim sevdiğim stil yani... Resmi de Esra'nın öğrettiği gibi değişik bir açıdan çekeyim dedim ama yine olmadı galiba... :(
E, geriye ne kaldı? Beyefendiye yeni yaşında mutluluklar dilemek...

Sevgiler,

23 Kasım 2007 Cuma

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun...


Bu kurabiyelerin yarısı sipariş olarak, yarısı da kızımın okulundaki altın kalpli öğretmenler için yapıldı. Tüm öğretmenlerin öğretmenler gününü kutluyorum ve hepsine teşekkür ediyorum. O kadar zor bir meslekleri var ki....


Sevgiler,

10 Kasım 2007 Cumartesi

Bir doğumgünü ve bir evlilik yıldönümü...




Bu hafta iki pasta daha yaptım. İlki kızımın okuldan arkadaşı Ömer'in babası için, ikincisi ise Ömer'in büyükanne ve büyükbabasının evlilik yıldönümü içindi...

Doğumgünü pastasında şu meşhur aşık kuşlardan esinlenerek (sanırım model carol deacon'undu) bir kuş ailesi çıkarttım ortaya. Evlilik yıldönümü pastası için ise Ebru'nun bir modelini istediler. Tek kişilik iki pasta şeklinde yaptım bu modeli. Ama kutuya yerleştirdikten sonra resmini çekmek aklıma geldiği için biri ters duruyor, kusura bakmayın....


Sonunda karar verdim ki, tek kişilik pasta yapmak daha zor. Büyük pastayı el alışkanlığı ile 1 saatte hallederken, küçükler için 2 saat uğraştım. Şimdi daha iyi anlıyorum çocuk kıyafetleri ve ayakkabılarına niye bu kadar çok para istediklerini. Görünüşe göre bir avuç kumaş ama o kadar çok uğraştırıyor ki adamı.... :)

Sevgiler,

06 Kasım 2007 Salı

Cinnamon Scrolls - Tarçınlı Rulolar



Bugün sizlerle farklı bir tarif paylaşmak istedim. Hava soğuk olunca ve nazlı bir kızınız olunca eve kapalı kalıyorsunuz. Sonuçta da yeni şeyler denemek kaçınılmaz oluyor. Ben cinnamon scrolls'u Amerika'da çok sık yerdim. Sabahları coffe shop'ta sıcak kahvemin yanında fırından yeni çıkmış sıcacık cinnamon roll (veya scroll) ile kahvaltı etmek pek keyifli gelirdi. Dolayısı ile bu tarifi bulduğumda pek sevindim.



Tarif hem çok kolay, hem de kısa sürede hazırlandığı için aniden gelen misafirler için de çok uygun, tabii sizin misafirler de benim gibi tarçının tadını ve kokusunu seviyorsa....



Hamur için :

- 250 gr. sade kekun (self raising flour)

- 1 tutam tuz

- 90 gr tereyağ, doğranmış

- 170 ml süt



İçi için :

- 60 gr tereyağ, yumuşamış

- 2 tepeleme çorba kaşığı esmer şeker

- 1 tatlı kaşığı tarçın



Üstü için :

- 125 gr pudra şekeri

- 1 çorba kaşığı kaynamış su



Gelelim tarife;



Fırınınızı 200 dereceye ısıtın. Fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Un ve tuzu bir kaba eleyin. İçine doğranmış tereyağını ekleyerek parmak uçlarınızla yağ ile unu biraz birbirine yedirin. Sütün neredeyse tamamını kaba dökün ve bir spatula ile yumuşak kıvamlı bir hamur elde edene kadar karıştırın. Çok az unlanmış tezgaha hamurunuzu alın ve toparlanana kadar kısa bir süre yoğurun. Sonra dikdörtgen şeklinde hamuru açın. Çok inceltmeyin, 5 mm kalınlık yeterli...



Bu sırada, başka bir kabın içine tereyağ, esmer şeker ve tarçını alıp, mikserle iyice krema haline gelene kadar çırpın. Bu içi hamurun üzerine bir spatula yardımıyla eşit olarak yayın. Hamurun tamamına yayılsın.



Sıra geldi rulo yapmaya... Dikdörtgenin uzun tarafından başlayarak hamuru dikkatlice rulo haline getirin. Çok sıkı olmasın, ama çok gevşek de olmasın, orta karar... Rulonuz hazır olunca keskin bir bıçak yardımıyla yaklaşık 1 parmak kalınlığında parçalar kesin ve tepsiye birbirlerine yakın duracak şekilde yerleştirin... Evet, yanlış okumadınız, birbirlerine yakın dursunlar, aşağıdaki resim gibi yani... Bu ölçülere göre yaklaşık 10-12 adet minik rulonuz olması gerekiyor.




Tepsiyi fırına verin ve üzeri altın rengi kızarana kadar, yani yaklaşık 15-20 dakika (benim fırında 20 dakika sürdü, kendi fırınınıza göre ayarlayın) pişirin. Onlar kabarıp pişerken, siz mutfakta bir köşeye oturun ve fırından çıkan muhteşem kokuları soluyun....



Scrolllarımız piştikten sonra fırından alın ve biraz soğumalarını bekleyin. Bu arada üstüne dökülecek icingi hazırlayabilirsiniz. 125 gr elenmiş pudra şekerinin üzerine 1 yemek kaşığı kaynar suyu döküp iyice çırpın. Bu karışımı da scrolllarınızın üzerinde gezdirin. Voila!! İşte hazır... Sakın ha çok soğutmayın, ne kadar sıcak o kadar güzel....



Sevgiler,

04 Kasım 2007 Pazar

Spider Man, Küçük Peri ve Kurabiyeler...

Çok çok çok yoğun bir cumartesi geçirdim. Hem Alp'e Spider Man pastası (kendi yorumumla tabii), hem kuzeni Ece'ye perili bir pasta (peri kızının makyajı akmış azıcık, sanırım gıda kalemi henüz kurumadan dolaba koydum ondan oldu), hem de Alp'in pastasına takım kurabiyeler yaptım. Hem de tek başıma! Kendimi savaştan çıkmış gibi hissetsem de pasta sahibi arkadaşım Yeşim'in beğeni dolu sözleri beni ziyadesiyle motive etti.




Cadı kızım biraz nezle olduğu için pasta yapma gününü benim için kabusa çevirdi. Ama Allah Aferin'i yaratan ilaç firmasından razı olsun, en azından kurabiyleri sakin kafayla yapabildim o öğle uykusunu uyurken. Neyse, şimdi daha iyi, hatta yarın okula bile gidecek kısmetse. (!!!)




Şubat'ta kızımın doğumgünü var, şimdiden pasta modelleri arasında gidip gelmeye başladım. Kendisi hernekadar sürekli fikir değiştirse de, benim gönlümde şöyle süslü püslü, afilli bir pasta yapmak var. Geçen senenin acısını çıkartmak niyetindeyim. Geçen sene ne mi olmuştu? Şeker hamuru ile yeni tanışmıştım, inanılmaz acemiydim ve bir güzel krem şanti ile sıvadığım pastayı kendi yaptığım (yumurta akı + migros pudra şekeri) şeker hamuru ile kaplamıştım. Gece yatarken her şey çok mükemmeldi, ama ertesi gün pastayı servis yapmak için çıkardığımda ağlayım mı güleyim mi bilemedim... Sanırım bu işle az çok ilgilenenler başıma neler geldiğini anlamıştır, ama ben manzarayı bir kez daha anlatayım... Pastanın şeker hamuru krem şanti yüzünden yer yer erimiş, alttan pastanın keki görünüyor. Belirli bölümlerde yırtıklar var ve en kötüsü yapıştırmaya çalıştığım pembe kalplerin hepsi kaymış ve olmamaları gereken yerlere gitmişler...



İşte o günün acısını bu sene çıkartacağım inşallah. :)



Sevgiler,

01 Kasım 2007 Perşembe

Bir Küçücük Aslancık Varmış


Bu aslancık Alp'in yuvadaki doğumgünü için yapıldı. Küçük bey bu ara aslanları pek sever olmuş. Ben de bulabildiğim en şirin aslanı yapmaya çalıştım. Pazar gününe de Spider Man pastası yapacağım. Eeee, hep kızlara çalışacak değiliz ya, küçük yakışıklıları da memnun etmek lazım, değil mi?



Bu arada, elim epey düzeldi. Sadece hamur yoğururken biraz acıdı bugün, ama o kadar olacak artık. Mesaj gönderen ve geçmiş olsun diyen tüm dostlarıma tekrar teşekkür ediyorum...



Şimdi Spider Man için biraz araştırma yapalım bakalım...



Sevgiler,

24 Ekim 2007 Çarşamba

Talihsizlikler Yakamı Bırakmazken...

Gerçekten, bu ay kötü geçiyor benim için. Bu sefer de parmağımın ucunu çok çok keskin bir bıçakla doğradım. Şu anda 1 elimi zar zor kullanıyorum. Tam da bu hafta bir arkadaşımın doğumgünü vardı, ona pasta yapacaktım... Aksilik işte, değil pasta yapmak, kızımı bile kucağıma alamıyorum... Sabrediyorum, bu da geçecek. Allah beterinden saklasın diyorum ve şükrediyorum...

Sevgiler,

17 Ekim 2007 Çarşamba

Bilgisayarıma kavuştum...

Sonunda bilgisayarım tamirden geldi. Süreci hızlandıran bir arkadaşım olmasaydı daha ne kadar boşlukta yaşardım Allah bilir. Meğerse ne kadar alışmışım bu alete, sizlerden gelen mesajlara, blogları takip etmeye... Banka işlerim, gelen siparişler, Tupperware ve Oriflame siparişleri, hepsi aksadı tabii ki. (Son 12 gün içinde bilgisayarını kullanmama izin veren babama ve sevgili görümceme teşekkür ederim bu arada... Bir de güzel mesajlarınız ile moralimi yerine getiren siz sevgili dostlarıma...)

Neyse, gelelim bu arada yaptığım pastaya. Bu modeli Carol Deacon'un kitabında görmüş, beğenmiş ve yapmak için fırsat kollar olmuştum. O fırsat ise görümcemin doğum günü olarak çıktı karşıma. İçi feci derecede çikolatalı olan bu pasta beni de sahibini de pek mutlu etti.

Sizleri pastam ile başbaşa bırakıyor ve kaybolan dosyalarımı aramaya gidiyorum...

Sevgiler,

08 Ekim 2007 Pazartesi

Çokkk üzgünüm...

Arkadaşlar,

Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey başıma geldi... Laptop'um bozuldu!!! Sanırım 15 gün kadar serviste kalacak. Ben de bu süre zarfında sizlerden uzak kalacağım.

Sevgiler,

29 Eylül 2007 Cumartesi

Tatlı Peri Kızı...


Kız çocuklarına pasta yapmaya bayılıyorum. Oğlanlar alınmasın ama, kızlarınkine daha bir özeniyorum galiba. Bu pasta da 7'sini bitirip 8'e giren Zeynep Eylül için hazırlandı. (Şimdi farkettim, pastaya ismi ters yazmışım, hemen düzelteyim!!!)

Pastanın alt katı kakaolu pandispanya, çikolata ganaş ve damla çikolata, üst katı ise sade pandispanya arasına vanilyalı krema ve frambuaz... Yani herkesi memnun edecek gibi görünüyor.

İki katlı pastaların yapımı hakkında pek bir şey yazmamışım, bu sefer küçük bir kaç bilgi vereyim istedim. Pastalarımızı ayrı ayrı kapladıktan sonra, alt katı yerine yerleştiriyoruz. (pastaların tamamen düz olması gerekiyor, bombe olursa iki kat birbirine tam oturmaz)

İnce altlıklardan (sarı olanlar var ya) tam üst katın boyutlarında bir parça kesiyoruz. Bunu alt katın üzerine pastamızı oturtmak istediğimiz yere yerleştirip minik bir iğne yardımı ile ertafını işaretliyor ve ölçüsünü çıkartıyoruz. Sonra altlığı kaldırıyoruz. Pastanızın boyuna göre 5-6 veya 8 adet tahta çubuğu pastanın oturması gereken yerin yaklaşık 2 cm içerisinden pastanın dibine kadar saplıyoruz. Burda amaç alt kattaki pastanın çökmemesi için destek sağlamak. Benimkinin çapı küçüktü ama yüksek ve ağırdı, o yüzden 4 tane etrafa, 1 tane tam ortaya koydum. Kullandığım tahta çubuklar ise çin yemeği çubukları...

Çubuklarımızı sapladıktan sonra bir kalemle tam pastadan çıktıkları yeri işaretliyoruz. Çubukları çıkartıp boylarını bu işaretlere göre ayarladıktan sonra tekrar yerlerine saplıyoruz. (amaç pastaya sıfır olmaları, yani yüksek olmamaları gerekiyor)

Üst kat için hazırladığımız altlığın tam ortasına makasla çubuğun geçeceği kadar bir delik deliyoruz. Sonra biraz royal icing veya buttercreami alt kata, pastanın oturacağı yere sürüyor ve altlığımızı üzerine yerleştiriyoruz. (altlığı koymamdaki amaç, pastayı keserken üst katı kaldırma imkanı sunmak, iki kat birbirinden farklı ya.) Altlığın üzerine de biraz royal icing veya buttercream sürerek üst katı yerleştiriyoruz. (Bu aşamada, benim pastam çok büyük ve ağır olduğu ve uzun yok gideceği için katlar kaymasın diye ben bir işlem daha yaptım. Yol gitmeyecek pastalar için çok da gerekli değil aslında.) Üst katın tam ortasından uzun bir çubuğu pastanın dibine kadar saplıyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken, altlığın delik açtığımız yerine denk gelmesi ve pastanın en altına kadar inmesi ve zemine değmesi. Bu işlem pastamızı sabitliyor taşıma esnasında kaymasını engelliyor. İşte bu kadar. Gerisi süsleme... Tabii benim gibi tam ortadan çubuk sapladıysanız, orayı bir süsle kapatmayı unutmayın ve pasta sahiplerine mutlaka bu çubukların varlığını bildirin.

Biraz karışık oldu galiba. Umarım işinize yarar. Keşke fotoğraflarını da çekseydim ama akıl işte, pastayı bitirmeye o kadar konsantre olmuşum ki, unutmuşum... :) Bir dahaki sefere inşallah...

23 Eylül 2007 Pazar

Küçük Kurbaaaaa Kuyruğun Nerede?





Kurbaaaa'lı pasta yapma fikri geçen gün Bake Shop'ta Burcu ve Ebru'nun yapacakları bir sipariş üzerine geldi aklıma. Onların ki daha farklı bir model olacak sanırım. Ama ben Carol Deacon'un Perfect Party Cakes kitabındaki bu modeli oldum olası çok şirin bulurdum. Bugün pazar, hava da biraz serin olunca denemek için fırsat çıktı. Benim Kurbaaaaaa Bey, hanımı almış, dere kenarına gelmiş. Klasik muhabbet dönüyor aralarında; "Gel gel, su çok güzel, şeker gibi valla!" Abi önce karın doyurma derdinde. "Dur, iki sinek yakalayım gelcem" diyor. :))


Yine bir maket pasta bu. Orijinalinde pastanın kendisi bir yaprak gibi görünüyor ama benim elimde kalp strafor bulunmadığı için yuvarlak bir yaprak oldu bizimki... Sanırım bir müddet gerçek pastalardan uzak duracağım. Son tahlillerimde sonuçlar pek iç açıcı çıkmadı doğrusu, o yüzden sıkı bir rejime başlama aşamasındayım. Şeker, çikolata, kek, kurabiye tamamen yasak.... Yeni denemeler yapmak için de bir kobaya ihtiyacım var bu durumda. Eh, kızıma tatlı ne versen yer, o yüzden onun olaya objektif yaklaşabileceğini sanmıyorum. Geriye sevgili eşim kalıyor. O da yerken hapur hupur yer, sonra onu beğenmedim, bunu beğenmedim diye söylenir. Uzun lafın kısası, güvenebileceğim bir çeşnicibaşı bulmak lazım...

20 Eylül 2007 Perşembe

İneklerin Piknik Keyfi



Hazır havalar iyi gidiyorken, benim inekler pikniğe gitmeye karar verdiler. Kızımın deyişiyle "anne inek, baba inek ve bebek inek". Muhtemelen sırtüstü yatan baba inek, ortadaki saman balyasını servis etmeden önce tadına bakan anne inek, göbek üstü yatıp manzarayı seyreden ise bebek inek...


Bu bir maket bu arada. Dün akşam biraz şeker hamuru oynamak istedim ve ortaya bu inekler çıktı. Kızım biraz üşütmüş, o yüzden okula başlayamadı bir türlü. Yakın zamanda başlamazsa zaten bu sayfalarda benim kaçan keçilerin pastasını göreceksiniz. Misal, şu anda kafasına bir yastık koymuş, evin içinde "simitşiiiiiiiii" diye dolanıyor. Allah tüm 2 yaş çocuklarının annelerine sabır versin efendim....


Sevgiler,
Not : 25 Eylül Salı günü Bake Shop Kadıköy'de Krema Sıkma Teknikleri Seminerimiz var. Katılmak isteyenler 0216-346 01 78 no'lu telefondan Burcu ile görüşebilir.

18 Eylül 2007 Salı

Geri Döndüm...


Küçük bir tatil insanı bu kadar mı tembelleştirir anlamadım.... Döndüğümden beri mutfağa giresim yok. Girsem de sadece normal yemek yapıyorum, elimi pasta kek kurabiye üçlüsüne sürmek içimden gelmiyor. Bir nevi pastacı depresyonu olsa gerek, diğer arkadaşlara sormak lazım... :)


Neyse, sonunda bugün aletlerimi dolaptan çıkardım ve ekte görülen bu şirin pastayı yaptım. Wilton'un kitabında gördüğümden beri denemek istiyordum. Aslında çok basit ve sade bir pasta ama görüntüsü çok şirin bence.


Malum, benim fotoğraf makinem de fotoğraf bilgim de vasat düzeyde. O yüzden resimler pek istediğim gibi çıkmayınca, bilgisyarın başında bir de resmimize efekt uyguladık. Pek hoşuma gitti bu iş, çok havalı durdu...


Uzun lafın kısası karşınızda minik bir söz pastası.... :)

28 Ağustos 2007 Salı

Damla Çikolatalı Kurabiyeler...


Sonunda ben de tatile gidiyorum. Sadece 4 gün ama olsun... Bu kurabiyeleri de yolluk olarak yaptım :)


Damla Çikolatalı Kurabiyeleri oldum olası severim. Diğer adıyla Chocolate Chip Cookies... İki çeşidi vardır genelde, sert olanlar ve yumuşak olanlar. İkisinin de hayranı vardır elbet, ama ben sert olanları daha çok severim nedense... Bu tarif de ikisinin bir karışımı diyebilirim. Isırınca sert ama içi daha yumuşak olanlardan... Neyse, lafı uzatmadan tarife geçiyorum....


250 gr tereyağ, yumuşak

100 gr toz şeker

150 gr esmer şeker

1 paket premium vanilya

1 yumurta, irice

300 gr un

1 paket kabartma tozu

1/4 çay kaşığı tuz

Damla çikolata

Fındık, ince çekilmiş (isteğe göre)


Yağ, esmer şeker ve toz şekeri bir kapta krema haline gelip şekerler epey eriyene kadar çırpın. İçine bir yumurtayı kırıp tekrar çırpın. Başka bir kapta unu eleyin, üzerine kabartma tozu, tuz ve vanilyayı ekleyin ve iyice karıştırın. Şimdi bir kaşık yardımıyla unları yağlı karışıma ekleyin ve karıştırın. Epey yumuşak bir hamur elde etmeniz gerekiyor. Bu aşamada gönlünüzün çektiği kadar damla çikolatayı hamurunuza boca edin ve tekrar karıştırın. Ben son olarak çekilmiş fındıktan da bir avuç kadar ekledim. Sonra bir tatlı kaşığı (hatta çay kaşığı) yardımıyla hamurdan parçalar alın ve pişirme kağıdı serilmiş fırın tepsisine, aralarına 2şer cm boşluk bırakarak yerleştirin.

Burada dikkat edilmesi gerekenler;

- hamur fırına girince yayılıyor. O yüzden büyük parçalar koymayın, ne kadar küçük o kadar güzel...

- bırakın koyduğunuz parçalar düzgün olmasın. Hele ortasına kaşıkla bastırayım, şekli güzel olsun filan hiç demeyin, çünkü dediğim gibi, kurabiyeler yayılıyor ve kendi şekillerini buluyorlar.


Fırını 170 dereceye ayarlıyoruz ve kurabiyeleri yaklaşık 15 dakika, veya kenarları kızarana kadar pişiriyoruz. Bir dikkat noktası daha, fırından çıkan kurabiyeler çok yumuşak oluyor, sakın pişmedi zannetmeyin, ve henüz tepsiden almaya kalkmayın. 10 dakika kadar dışarda duran kurabiyeler anca kendilerine geliyorlar, o zaman tepsiden kaldırabilirsiniz.....


Evet, size afiyet olsun, bana iyi tatiller... Dönüşte görüşürüz...

24 Ağustos 2007 Cuma

Anne Ayının Masal Saati


Ayıların modeli Icing on the Cake'den. Ben azıcık değiştirdim. Dün gece 3 saatime mal oldu bu ayı ailesi. Ama çok hoşuma gittiler. En çok gözler uğraştırdı beni desem hiç yalan olmaz.

Eh, yazacak pek bir şey yok, sanırım resimler daha güzel anlatıyor. Gerçekten çalışmaktan çok keyif aldığım bir model oldu, keşke böyle ayılı pasta siparişleri gelse bol bol... Bu arada, bu bir maket...

23 Ağustos 2007 Perşembe

Mavili Hediye Paketi...


Bu, bir arkadaşımın eşinin doğumgünü için sipariş verdiği pasta... Telefonda uzun uzun konuştuktan sonra, hediye paketi olmasına karar verildi. Eh, doğumgünü sahibi erkek ya, kurdelası da mavi oldu. Etrafını da mavi yıldızlarla süsleyince, tam bir beyefendiye yakışır bir pasta çıktı ortaya. Pastamızın içi çilekli, sade kremalı. Bu sefer epey yüksek oldu, tam 4 katlı... Doğumgünü sahibinin yeni yaşını kutluyor, pastasını afiyetle yemesini diliyoruz...





22 Ağustos 2007 Çarşamba

İlk Kez CupCake Yaptım...

Cehaletimi mazur görün, ama ben hayatımda hiç cupcake yemedim. Sadece Sevgili Burcu ve Ebru'nun yaptıklarını gördüm o kadar... Eh, vakit bol ya Esra'nın dediği gibi, bugün bir deneyeyim dedim. Önce Burcu'yu biraz didikledim tarif için. Sağolsun, bir tarif verdi. Ama baktım evde malzeme eksiği var, hava da sıcak, cadıyla çıkmak iki katı ölüm olur, oturdum evdeki kitapları karıştırdım, bir umut bir tarif bulurum diye....


Buldum da... Hemen başladım yapmaya. 40 dakika içinde ilk parti cupcake'im tezgahın üzerindeydi. Azıcık soğmalarını bekledim, Burcu'nun öğrettiği gibi ortalarını oyup Nutella sürdüm, kapadım kapağını. Evin çeşnicibaşı olarak hemen ağzıma attım tabii. Allahım o ne lezzet... Bu kadar yumuşak bir kek, bu kadar güzel bir nutella olamazzzzz... Meğer ben neler kaçırmışım bunca zamandır... Gerçi bu ilk denemem, belki tadının böyle olmaması gerekiyor, ama kaynak güvenilir canım. Bir dahaki sefere de Burcu'nun tarifini deneyeceğim, bakalım orijinali nasılmış...


Neyse efendim, sonuçta tarifi aşağıya yazıyorum, denemesi sizin keyfinize kalmış... Bu arada, son kalan gariban cupcake'i de azıcık süsleyim resmini öyle çekeyim dedim. Pek özenli olmadı açıkçası. Siz onun kusuruna bakmayın, ben bir dahaki sefere daha güzel süsleyeceğim, söz...


125 gr tereyağ, yumuşamış

160 gr pudra şekeri

185 gr sade kekun

125 ml süt

2 yumurta


Malzemelerin hepsini bir kapta önce düşük devirle, sonra yüksek devirle pürüssüz bir karışım olana dek çırpıyorsunuz. Cupcake kağıtlarına eşit olarak paylaştırıp 180 derece ısılı fırında yaklaşık 25 dakika, üzerleri kızarana kadar pişiriyorsunuz. Soğuduktan sonra ortasını koni şeklinde keserek içini nutella (fındık ezmesi, krema da olur) dolduruyorsunuz. Sonra kestiğiniz koninin altını kesip bir kapak elde ediyor ve bu kapağı nutellalı cupcake'in üzerine kapatıyorsunuz.(kesitiğiniz parçaları ziyan etmiyor, nutellaya batırıp cadıya veriyorsunuz, o da size anne şok güsel olmuşşşş diyor) Sonra da dilediğiniz gibi süslüyor, ya da bu örnekte olduğu gibi, süslemeye gerek görmeden mideye indiriyorsunuz...


Afiyet olsun efendim...


Kendime Not : Yarın acilen BakeShop'tan cupcake kağıdı al, senin muffin kağıtların bu işe uymadı...


Kendime Not 2: Pişenleri hemen yeme, Burcu ve Ebru'nun yaptıklarından kopya çek, güzelce süsle... Madem kaloriyi alacaksın, bari göz zevkin olsun...


Kendime Not 3: Ebru'yu taciz et bakalım, sana işin sırlarını öğretir mi diye... Olmadı kursa katıl. Sen de rüya cupcakeler yap, sonra da akapunkturla zayıflamaya bir sene daha para ver....

18 Ağustos 2007 Cumartesi

Duble Çikolatalı Muffinler

Görüntüleri kadar tadları da cezbedici olan muffinlerimin tarifini paylaşıyorum bugün sizlerle... Bizimkiler pek şekerli sevmediği için ben şeker oranını biraz düşük tutuyorum ama arttırmak sizin elinizde. Tarifi şöyle;

250 gr un

15 gr kabartma tozu

30 gr kakao

30 gr pudra şekeri (az şekerli oluyor böylesi)

175 gr damla çikolata

1 yumurta, hafifçe çırpılmış

125 gr ekşi krema (ekşi krema yapmak için oda sıcaklığında kremaya 1 tatlı kaşığı limon suyu ekleyip 1 saat bekletin)

185 ml süt

90 gr tereyağ, erimiş


Fırınımızı 180 dereceye ayarlıyoruz ve muffin kalıbımızı yağlıyoruz. Ben silikon kalıp kullandığım için yağlamadım. Büyükçe bir kabın içine unu, kabartma tozunu, kakaoyu, pudra şekerini eliyoruz. Üzerine damla çikolataları serpip karıştırıyoruz. Ortasına bir çukur açıp bekletiyoruz.


Başka bir kapta yumurta, ekşi krema, süt ve erimiş tereyağını karışana kadar kaşıkla karıştırıyoruz. (ben ekşi kremayı beklemeden normal krema ile yaptım bu sefer, tadında pek fark olmadı açıkçası) Sonra bu karışımı unların bulunduğu kaba ekliyoruz ve bir kaşık ile karıştırıyoruz. Çok fazla karıştırmamaya özen gösterin, karışım biraz pütürlü olmalı.


Karışımı muffin kalıplarımıza boşaltıyoruz. Burda dikkat edilmesi gereken, kalıpları ağzına kadar değil de, 3/4 oranında doldurmak. Ben bu ölçüden 8 adet orta boy muffin çıkardım. Kalıbı fırına sürüyoruz ve yaklaşık 12-15 dakikada pişen muffinlerimizi fırından alıp soğutuyor, sonra pudra şekeri ve ganaşla süslüyor veeee mideye bir güzel indiriyoruz.... Afiyet olsun efendim...

17 Ağustos 2007 Cuma

Bol Limonlu Kurabiye

Aslında limonlu mamaları hiç sevmem, ama görüntüleri çok hoşuma gittiği için bu kurabiyeleri denemek istedim. Sonuçta yapması çok kolay, epey ferahlatıcı güzel bir kurabiye çıktı... Tarifi ben yarım ölçü uyguladım ama buraya tam ölçüsünü veriyorum....

Kurabiyeler için;
250 gr un
2 yemek kaşığı pirinç unu
200 gr tereyağ
40 gr pudra şekeri
1 çay kaşığı limon kabuğu rendesi
2 yemek kaşığı limon suyu
gümüş drajeler, süslemek için

Limonlu glaze için;
125 gr pudra şekeri
2 yemek kaşığı limon suyu, süzülmüş
sarı veya turuncu gıda boyası

Önce fırını 180 dereceye ısıtıyor ve tepsimizi de yağlı kağıt ile kaplıyoruz. Sonra unları, yağı ve pudra şekerini rondoda topak topak olana kadar karıştırıyoruz. Üzerine limon suyu ve limon kabuğu rendesini ekleyip biraz daha rondo ile karıştırıyoruz. Çıkan pürüssüz ve yumuşak hamuru biraz unlanmış tezgahta yoğurup kalınca (7 mm kadar) açıyoruz ve yıldız şekilli kurabiye kalıbı ile kesip tepsiye yerleştiriyoruz. Kurabiyelerimiz 15 dakika kadar fırında pişerken biz glaze'i hazırlıyoruz.

Pudra şekeri ve limon suyunu benmari usulü biraz eritip pürüssüz bir karışım haline getiriyoruz. Soğumuş kurabiyelerin üstlerini bu karışıma batırıp kurumasını beklemeden turuncu veya sarı gıda boyasına batırdığımız bir kürdanı sosun üzerinde gezdirip izler çıkartıyoruz. En sonunda da birer adet gümüş renkli drajeyi ortasına yerleştiriyor ve sosun kurumasını bekliyoruz.

Dediğim gibi, epey limonlu, ekşi bir kurabiye oluyor. Ama kahvenin yanında iyi gidiyor.... :) Ben süslemek için glaze'i sarı yaptım ve turuncu ile de çizgiler çektim. Ama evin küçük gurmesi pek beğenmedi bu limonluyu. Galiba yine eski usül vanilyalı yapsam iyi olacak.

DİP NOT : Bunlar gerçekten çok limonlu olmuş. Galiba kurabiyenin içindeki limon suyunu biraz azaltmak ve üstünü de daha az limonlu yapmak daha iyi olacak... Gerçekten çokkkk limonlu yaaaaa....

11 Ağustos 2007 Cumartesi

Bugün Benim Doğumgünüm...



29 bitti, 30'a hızlı bir giriş yaptım... :)

09 Ağustos 2007 Perşembe

Sevimsiz Yılan

Eski pastalardan kalan traşlanmış kekler birikince, ben de değişik bir şeyler deneyim dedim. Traşlanmış kekleri ufaladım, biraz vanilya, biraz süt ekledim ve iyice yoğurdum. Bu bulamaçın üzerine de erimiş kuvertürü döktüm ve tekrar yoğurup sosis şekli verdim ve kuvertürün donması için biraz dolapta beklettim. İyice sertleştikten sonra da şeker hamuru ile kaplayıp yanda gördüğünüz sevimsiz yılanı yaptım. Sonra da yazlığa götürdüm. Çocuklar bayıldılar, biri bir gözünü, biri diğer gözünü yedi. Onlar gözlerle uğraşa dursunlar, birer dilim de biz büyükler götürdük. :) Gerçekten tadı çok güzeldi, yumuşak, bol çikolatalı.... Kekim az olduğu için çok kıvrık bir yılan yapamadım ama bir dahaki sefere daha kıvrımlı ve daha büyük bir yılan yapacağım. Sırf kendime.. :)

27 Temmuz 2007 Cuma

Nemo ve Dory


Sevgili Ebru'nun modelleme seminerinde gördüğümden beri Nemo aklımdaydı. Hafta sonu için yazlığa gitmeden önce bizim çocuklara bir pasta yapınca, üzerine de Nemo'yu koyayım dedim. Dün gece bu "cake topper"ı yaptım. Bunun özelliği önceden hazırlayıp sonra pastanın üzerine oturtmanız. Böylelikle üzerinde istediğiniz kadar oynama fırsatınız oluyor... Bu da akşama pastasının üzerine oturup yola çıkacak.


Ben Nemo'yu yapıyorum diyince, görümcem ısrarla Dory'yi de

yap dedi. Onu çok severmiş meğerse. Ben de Nemo'nun yanına

ciciannesi Dory'yi de yaptım gecenin bir vakti. Sonuç yanda işte. Kızımdan tam not aldım. Bir saat başında durdu, balıklara mama yedirdi, hazine sandığının içindeki altın paralar meğerse balıkların ilaçlarıymış, ben bilemedim tabii. :) Balıklara ilaçlarını da verdi... Ne zaman Nemo'yu eline alıp agucuk yapmaya başladı, ben hemen yüksek bir yere kaldırdım topper'ı.

Bakalım akşam yeğenlerden de tam not alacak mıyız?

26 Temmuz 2007 Perşembe

Ortancalar...

Tatil modundan çıkabilmek için küçük bir maket çalışması ile başladım güne. Gerçi tatil denemez yaşadığımıza, yazlığa gidip bir kaç gün kaldık alt tarafı. Yazlık dediğim de İstanbula 45 km sadece. Kısacası benim tatil modu biraz tembellik modu oldu. Ve bu sabah içimde yaratıcılık kırıntıları ile uyandım. Aslında geceden hazırlığımı yapmıştım, uzun zamandır ortanca denemek istiyordum. Akşam hamurumu renklendirip öyle yattım.

Bahçe ve bitkiler ile alakam sadece uzaktan izlemekten ibarettir aslında. Kayınvalidem çok meraklıdır bahçeye, çiçeklere. Her seferinde bana tek tek gösterir çiçeklerini, hepsini çok beğenirim ama hangisi hangisidir asla aklımda tutamam. Bir tek ortancaları çok severim çocukluğumdan beri. Renkleri de dolgunlukları da çok hoşuma gider. Öyle klasik pembeleri de değil, mavi ve lila olanları daha çok severim. İşte bu yüzden kendi ortancalarımı lila yapmaya karar verdim. Alttaki bant aslında koyu bir mor, ortancalar ise açık lila. Üzerlerinde de dust var azıcık. Ama flaşın azizliğine uğradığımdan hepsi aynı renk gibi çıkmış. Benim acilen fotoğraf kursuna gitmem gerekiyor galiba. :)

Pek ortanca çalışan yok galiba aramızda, varsa da ben hatırlamıyorum. Ama görüntü pek hoşuma gitti. Bence bir düğün pastasında çok hoş durabilir. Benim maketim ufak olduğu için bu kadar ortanca yetti bana, ama daha büyük pastalarda daha bol ortancanın çok hoş görüneceğini düşünüyorum. Hatta belki 11 Ağustos'taki doğumgünü pastamı ortancalı yapabilirim.

Son bir not; boyalarımdan pek memnun olmadığımı söylemiştim ya daha önce, geçenlerde Bake Shop'tan Fo'nun jel boyalarından aldım ve çok memnun kaldım. Gerçekten renkleri çok güzel ve daha önce kullandıklarımın aksine, istediğim renkleri daha kolay tutturabiliyorum.

Bir son not daha; bebek kurabiyelerim yerine ulaştı ama o kadar aceleye geldi ki son hazırlıkları resim çekmeyi unuttum. Neyse artık, bir dahaki sefere... Bu arada sizin tavsiyeleriniz doğrultusunda bebişe bir biberon, biraz da oyuncak ekledim, çok şirin oldu....

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Çiçek Modelleme


Cumartesi günü Bake Shop'ta Şeker Hamurundan Çiçek Modelleme Seminerimiz vardı. Uzun bir çalışma sonrasında yetenekli öğrencilerim yukarıdaki pastaları çıkardılar.


Yaklaşık 6 saat çalıştık, mine, gül, karanfil, zambak, papatya ve tabii ki yaprak yapmayı öğrendiler. Daha da yapacaktık ama herkes yorgunluktan perişan olmuştu. Sanırım diğer çiçekler için bir İleri Seviye Çiçek Modelleme Semineri daha açmak gerekecek...


Bu arada, 2 yeni seminer tarihi daha belli oldu.


- 4 Ağustos Cumartesi 12.00'de Krema Sıkma Teknikleri

- 8 Ağustos Çarşamba 12.00'de Çiçek Modelleme


Katılmak isteyenler 0216-3460178 nolu telefondan Burcu ile irtibata geçebilir.


Bu arada, ben bir kaç gündür yazlıkta idim, o yüzden pasta veya yeni çalışmalar yapamadım. Ama en kısa zamanda yeni cicilerimle karşınızda olacağım. O zamana kadar siz benim yetenekli öğrencilerimin güzel pastaları ile idare edin... :))

11 Temmuz 2007 Çarşamba

Bake Shop'ta Yeni Seminerler...

Bake Shop'ta Temmuz ayı seminer takvimi belli oldu. Buna göre;

14 Temmuz - Modelleme (Ebru Kaçmaz)
17 Temmuz - Krema Sıkma Tenikleri (Aylin Hastaoğlu)
18 Temmuz - Temel Şeker Hamuru (Burcu Tozluyurt)
19 Temmuz - Kurabiye Yapımı ve Süsleme Teknikleri (Burcu Tozluyurt)
20 Temmuz - Rüya Cupcakeler Yaratalım (Ebru Kaçmaz)
21 Temmuz - Şeker Hamurundan Çiçek Modelleme (Aylin Hastaoğlu)

İlgilenenler 0216-3460178 numaralı telefondan Burcu Tozluyurt ile irtibata geçebilirler.

Sevgiler,

Süt Dökmüş Kedi


Evde vakit buldukça modelleme çalışmaları yapıyorum. Hem stres atıyorum, hem de değişik şeyler deneme fırsatım oluyor. Bugünkü konumuz kedilerdi. Ortaya bu mayışık kedi çıkınca aklıma süt dökmüş kedi deyimi geldi. Ve sonunda bizim kedi sütü döktü. Pek umursuyor görünmüyor, ha tastan içmiş ya yerden. Zaten dili dışarıda beklemesinden de niyeti belli, sütün bir damlasını bile ziyan etmeyecek...


Bu arada, yaptığım tüm modeller, eğer bir pastada kullanılmadılarsa, büfenin üstündeki rafta yerini alıyor. Bizim ev biblo cennetine dönecek bu gidişle...

10 Temmuz 2007 Salı

Şeker Bebek...


Bu küçük hanım bir "hoşgeldin bebek" kurabiye sepetinin içine oturacak aslında. Ama ben dayanamadım, kendisini erkenden hayata geçirdim. Kurabiyelerin henüz vakti var. Erken gelmesinin sebebi hem çok heveslenmem, hem de sizlerden yorum almak istemem. Güzel olmuş mu, acaba farklı bir model olsun mu, buna neler eklesem?


Hadi kızlar, yorumlara başlayın....

05 Temmuz 2007 Perşembe

Tatlı bir kaçamak!


Ne kadar sıkılsam da, ne kadar bunalsam da bazı görevlerden kaçamıyorum. Annelik bunlardan biri. Madem kaçış yok, ben de hayali bir kaçamak yarattım kendime...




Kızımı anneannesine bırakmışım. Hava sıcak. Gitmişim sahile, oturmuşum bir ağacın gölgesine, bir elimde kahvem bir elimde kitabım... Ohhh, değmeyin keyfime... Yüzümdeki çarpık gülüş bu yüzden işte. Ha, sahile gitmeden önce de kuaföre uğramışım, manikür pedikür filan yapılmış. Saçlar da fönlü aslında ama moda ya, bant takmışım, belli olmuyor.




Deliriyorum galiba, değil mi?

03 Temmuz 2007 Salı

Tartlar sardı dört bir yanımı...


Bugün bizim evde tart günüydü. Akşam üstü yeni kalıplarımı denemek amacıyla (!!!) bir tart hamuru hazırladım. Tarifini az sonra aşağıda vereceğim. İki adet gıcır gıcır tart kalıbıma hamurumu döşedim ve tartlarım piştikten sonra aldı beni bir düşünce... Acaba içlerini neli yapsam?


Kalıplarım ilk kez denediğim bir model, ortasında bir çıkıntısı var, yani tart pişince ters çeviriyorsun ve içini doldurmak için pürüssüz bir yüzey seni bekliyor. Benim normal kalıplarım düz tart kalıpları olduğu için, biraz endişelendim başlarda, acaba düzgün çıkarmı, krema için ne kadar yer kalır diye. Ama o kadar güzellermiş ki, sıcakken çevirdiğim halde hemen çıktılar, ve içleri de ideal yükseklite oldu. Merak edenler için markası Dr.Oetker....

Tartlar problemsiz çıkınca sıra içlerini doldurmaya geldi. İlki çok kolay oldu, çikolatalı ganaş hazırlayıp boca ettim ortasına ve dolaba attım. İkinci için dolaptaki çileklerimi kullanmaya karar verdim. Altına yarım ölçü beyaz pastacı kreması, üstüne çilekçikler, en üste de tart jölesi...

Şimdi evin beyini bekliyoruz lezzet testine katılması için...

Gelelim tart hamurunun tarifine;

2 adet yumurta sarısı

150 gr margarin (ben hüner kullanıyorum)

1 paket vanilya

1/2 paket kabartma tozu

1/2 su bardağı toz şeker

2,5 su bardağı un (bu yaklaşık bir ölçü, bazen daha az gerekebiliyor)

Malzemelerin hepsini bir güzel yoğurup pürüssüz bir hamur haline getiriyoruz. Çok yumuşak olup ele yapışmayacak, ama çok sert olup çatlama da yapmayacak şekilde hamuru hazırlayıp kalıplarımıza yerleştiriyoruz ve 160 derecede üzeri kızarıncaya kadar pişiriyoruz. Fırını ayarlarken benim mini fırın kullandığımı unutmayın lütfen. Afiyet olsun...

30 Haziran 2007 Cumartesi

İlk Öğrencilerim ve Yarattıkları Şahaneler...

Öğrenciler (!) harıl harıl öğrendiklerini makete aktarıyorlar.
Bugün Bake Shop'ta Krema Sıkma Teknikleri seminerimiz vardı. Saat 12.45'te katılımcılarımız yavaş yavaş gelmeye başladılar. Biz önceden tüm hazırlıklarımızı tamamlamış onları bekliyorduk.

Çok keyifli bir ortamda geçti dersimiz. Öğrencilerim pek maarifetlilerdi, sayelerinde koca programı 4-4,5 saatte bitirdik, üstüne çay, Burcu'nun yaptığı nefis şeftalili kek ve Dilek'in enfes poğaçaları için vakit bile kaldı.

O kadar çok model öğrendiler ki, hangisini uygulayacakları konusunda ufak bir kararsızlık var...

Benim en mutlu olduğum an ise herkesin süslenmiş maketlerini alıp güler yüzleriyle evlerinin yolunu tuttuğu andı. O zaman anladım ki, herkes yaptığımız çalışmadan çok memnun kalmış ve o kadar yorgunluğa değmiş...

Şimdi bir sonraki semineri iple çekiyorum... Heyecan mı? 13.01 itibariyle kendisinden eser yok!

Bu da maketlerin tamamlanmış hali... Hepsi birbirinden güzel olmuşlar.

28 Haziran 2007 Perşembe

Kibarcık...


Siparişi veren bayan "sana bırakıyorum" dediği an gün doğdu bana. Uzun zamandır çalışmayı istiyordum üçlü fırfırları. Gerçi emeği pek yoğun bir pasta oldu ama sonuç pek içime sindi. Alt tarafı bu kadar süslemeli olunca da üstüne sadece bir kaç adet gül iliştirdim. Detaylarda ise degrade fırfırlar, en üst kat gıda kalemi yardımıyla puantiyeli, fırfırların uçlarında ise hafif petal dust var. En üst kat fırfır crimper ile tutturuldu, alt katlar ise yapıştırıldı.

Bu arada, kaplamanın düzgünlüğüne dikkatinizi çekerim. Beni tanıyanlar kesin anlamıştır, sonunda yurtdışından gelen hakiki Tylose'umu kullanmaya kıydım. (Bu arada, Tylose'umu gönderen halama sevgiler.) Sonuç muhteşem oldu, o kadar güzel kıvamlı bir hamur elde ettim ki, ben bile şaşırdım. Şimdi bir yolunu bulup biraz daha getirtmem lazım, malum stokların erimesi durumuna karşı...

Başlıktaki kibarcığa gelince, düşündüm taşındım, bundan başka bu pastaya yakışan bir isim bulamadım. Değil mi?

Ali Baba'nın Çiftliği



Sıcaklar başımıza vurdu gerçekten... Klimanın altından bir yere kıpırdamak istemiyorum. Hal böyle olunca da uzun zamandır resimlemek istediğim bir kaç modeli çalışma fırsatı doğuyor bana... Ama sıcaklarda şeker hamuru bile sapıtıyor, bir de benim ellerim sıcak olunca, parmaklarımın arasından eriyip giden hamura bir çözüm bulmak gerekti. Ben de bir buz torbası hazırladım, ellerim çok ısınınca biraz onunla serinletip çalışamaya devam ettim. Sonunda ortaya bu şirinler çıktı... Kızımın verdiği isimleriyle karşınızda "Oyuncak Ayı", "Mööö İnek" ve "Paytak Ördek"....


Ali Baba'nın Çiftliğinin diğer sakinleri de yakında geliyorlar....

27 Haziran 2007 Çarşamba

Bake Shop'ta Seminerler Başlıyor...

Burcu'nun yeni atölyesi Bake Shop'ta düzenleyeceği pasta süsleme seminerlerinden ilki Krema Sıkma Teknikleri olarak belirlendi. Eğitmeni de ben olacağım.


İlk seminerimiz 30 Haziran Cumartesi saat 13.00'da başlayacak. Katılmak için 0216-3460178’i arayabilir ya da BakeShop'a mail atabilirsiniz...

Hepinizi bekliyorum....

Bu aralar çok heyecanlıyım...Kafamdan film şeridi gibi bir sürü plan geçiyor. Şunu da yapalım, bunu da gösterelim, şu da lazım... Bir yandan harıl harıl ders notları hazırlıyorum. Farklı neler olabilir diye kafa patlatıyorum... Çok tatlı heyecanlar bunlar. Sanırım ilk dersin sonuna kadar da azalmayacaklar...


Bu arada, geçen Cumartesi BakeShop'ta gerçekleşen ilk buluşmamızın bir tv kanalında yayınlalan görüntülerini de buradan izelyebilirsiniz.

Sevgiyle kalın...

22 Haziran 2007 Cuma

Prens ve Prenseslere...


Kızımın okuluna götürmek için yeni kurabiyeler hazırladım akşam akşam... Aslında kurabiye yapmak ve süslemek için bahane arıyordum, bulmuş oldum... Kurabiye süslemekten çok keyif alıyorum, tane tane onlarla uğraşmak terapi gibi geliyor. Hele bir de royal icing ile süsleniyorsa, hiçbiri diğerine benzemiyor. Şeker hamuruyla kaplananlarda bu keyif yok maalesef.


Pasta sevdasına kalpıldığım ilk günlerde royal icingi yumurta akıyla yapardım. Tabii kıvam şimdiki gibi olmazdı, pütürlü bir şey olurdu. (burada Celal Usta'ya muhteşem pudra şekeri için tekrar teşekkür ediyorum. Celal Usta'ya buradan ulaşabilirsiniz...) İçim de pek rahat etmezdi çiğ yumurta yüzünden. Sonunda yumurta akı tozu kullanmaya başladım. Şaşırtıcı bir şekilde kıvamdan çok memnun kaldım, içim de rahat etti. Henüz denememiş olanlara mutlaka tavsiye ederim...


Resimler için de özür dilerim sizlerden, gecenin kör vaktinde, kurabiyeler henüz tam kurumamışlarken çektim, o yüzden pek net değiller.

16 Haziran 2007 Cumartesi

Yarış Pistinde Kaza...


Yarım görümcemin büyük oğlu Can'ın doğumgünü. Ailenin mini pastanesi olarak benden bir pasta istediler. Can benim tercihime güvendi ve pastası konusunda hiçbir talepte bulunmadı. Ben de düşünüp taşınıp Carol Deacon'un kitabındaki bir pastayı uyarlamaya karar verdim. Çok keyifli bir çalışma oldu benim için...

Yarıştaki arabalara gelince... 2 numara kızım Selin (yaş 2), 3 numara Can'ın kardeşi Ege (3 yaş), ve 9 numara da doğumgünü sahibi Can (yaş 9).

Gelelim teknik meselelere... Pastanın orijinalindeki yeşil renk çok hoşuma gitti ama neyi karıştırsam da o renge ulaşamadım. Sanırım başka marka boya kullanmanın vakti geldi... İyi boya markası tavsiyesi olan varsa bekliyorum.

14 Haziran 2007 Perşembe

Winnie'nin Yapım Aşamaları

Dediğim gibi, arada bazı resimler eksik, ama yine de bir fikir vermesi açısından sizinle paylaşayım dedim...

İşe önce beyaz renkli modelleme hamurumuzu renklendirerek başlıyoruz. Biraz sarı ve biraz portakal rengi var Winnie'de. Tavsiyem azar azar ekleyerek doğru rengi bulmanız.



Renkten emin olunca elimizde iz yerleri kaybolana kadar bir güzel yoğuruyoruz, baş ve kollar bacaklar için birazını ayırıp kalanı yuvarlıyor ve en sonunda hafif tombul bir koni haline getirerek zemine oturtuyoruz... Bu bizim vücudumuz olacak. Bacaklar için iki küçük yuvarlak alıyoruz, sosis şekline getiriyoruz ve bir ucunu hafifçe bükerek ayak formu vermeye çalışıyoruz. Bu aşamada Winnie'nin yaratıcılarına parmak çizmedikleri için minnettarlığımızı ifade etmeyi unutmayalım lütfen. :)



Sıra geldi t-shirt'ü giydirmeye. Kırmızı renklendirdiğimiz küçük bir parça hamuru merdane ile açıyor ve dikdörtgenimsi bir parça kesiyoruz. Bu parçayı Winnie'mizin gövdesine yapıştırıyor ve kenarlarını düzeltiyoruz. Gerçekçi durması için uçlarını hafif yukarı yuvarlayıp kıvrılmış görüntüsü veriyoruz. Ben bunu daha sonra yaptım ama siz bu aşamada yaparsanız daha kolay olacaktır. Yavaş yavaş resim çekmeyi unuttuğum yerlere geliyoruz... Kollar için aynı bacaklar gibi ama daha küçük sosisler hazırlıyoruz. Omuz taraflarına kırmızı hamurumuzdan biraz sarıp t-shirt'ün kollarını yapıyoruz ve kolları vücduda yapıştırıyoruz.



Baş için ayırdığımız hamurdan küçük bir miktar kulaklar için ayırıyoruz, ve başı şekillendiriyoruz. Ben bu aşamada benzeyip benzemediğini kontrol için başı ve kulakları gövdeye oturttum, ama siz önce yüzü tamamlayıp ondan sonra gövdeye oturtun. Yüze birazcık daha şekil verip biraz burun kısmını uzatıyoruz. Sonra da siyah gıda kalemiyle burun, ağız ve gözleri çiziyoruz. İşte, artık bu aşamada o kadar çok yorulmuştum ki, yüze istediğim ifadeyi veremedim. Aslında biraz daha uğraşıp mahçup bir ifade vermek istiyordum ama belimin ağrısı müsaade etmedi, bende olmuştur herhalde deyip son dokunuşlara geçtim...



Winnie'yi tamamladıktan sonra sıra elinden düşürmediği bal kavanozuna geldi tabi. Mavi renklendirdiğim hamur ile yuvarlak bir kavanoz yapıp tepesini bir fırçanın sapı ile çukurlaştırdım. İçine de bal niyetine sarı hamurdan bir parça koydum. Bir parça bal de Winnie'nin eline... Bir de kolları ayarladık mı tamam... İşte huzurlarınızda Winne The Pooh... O kadar da fena olmamış hani....



SON GELİŞME : Kızım sabah mutfakta Winnie'yi gördü ve "AAAAAA, Wiiiiii!!!!" dedi... Demek ki olmuş... Çok mutlu oldum ya....

13 Haziran 2007 Çarşamba

Bal Tutan...




Winne benim manevi evladım oldu artık... Bizimki Winnie ve arkadaşlarının hastası. Evde ondan başka çizgi film seyredilmiyor, her karakterin boy boy oyuncaklari mevcut, hatta Winnie dergisi sağolsun, bu ay verdikleri maskelerle artık karakter değişimine bile başladım. Uzatıyor bana maskeyi, "Anne, sen Wi ol, ben Tigır" diye beni yiyip bitiriyor...

Hal böyle oluca, Cuma günü yapıp okula götüreceğimiz pastanın teması Spiderman olamadı tabi... Mecburen cefakar anne gece 11.30'dan sonra oturdu, bir Winnie çalışması yaptı... Her ne kadar görümcem muhteşem olduğunu söylese de, benim beğenmediğim bir kaç tarafı oldu. Vücut filan tamam da, yüz ifadesi istediğim gibi olmadı mesela... Biraz daha tombul bir surat olabilirdi... Ama işte, gece 12'den sonra anca bu kadar... O yüzden kusura bakmayın lütfen...

Eğer vaktim kalırsa yanına bir de Piglet yapmayı düşünüyorum. Yarın akşamki ruh halime göre karar vereceğim artık.

İşin kötü tarafı, çalışmaya başlarken nasıl yaptığımı adım adım gösteren bir şey hazırlamak istedim. İstedim de, iş kafaya gelince öyle mi olsun böyle mi olsun derken resim çekmeyi unuttum... Ondan sonra da vazgeçtim zaten. Yani kafası takılmış haliyle son bir resmi var aslında ama... Detayları çekmemişim... Neyse, çooookkkk talep olursa o kadarını eklerim artık... :)

08 Haziran 2007 Cuma

Üç Küçük Peri Varmış...

Sonunda seri üretime de geçtim. Vatana millete hayırlı olsun... Şaka bir yana, resimde gördüğünüz 3 adet pasta, 3 adet güzel kız için yapıldı. Doğumgünlerini aynı anda kutluyorlarmış, ayrı gayrı olmasın diye hepsi aynı pastadan istedi. Ben de yaptim... Canım çıkmadı değil, çünkü aynı günde 3 tane 15 kişilik pastayı ilk kez yaptım. Hem de Selin'e (kızıma) bakacak kimse yoktu... Allah yardım etti mi desem, yoksa halime acıdı mı desem, kızım hayatında ilk kez iki saatlik bir öğle uykusu uyudu da ben de rahat rahat işimi gördüm...




Efendim, pastalardan biri sade çikolatalı, diğeri çikolata fındık krokanlı, bir diğeri de çikolata antep fıstıklı. Haliyle pandispanyaları da çikolatalı oldu... Peri kızlarımın sırtlarında simli kanatları da var ama resmini çekmeyi unutmuşum işte... Pastayı çocuklar yiyeceği için modelleri yaparken kürdan kullanmak istemedim ve gövdeleri biraz kalın tuttum, o yüzden biraz tombik oldu bizim periler. Ama yine de istediğim desteği alamadığım için mecburen hepsine birer kürdan sapladım... Pastayı teslim ederken anneleri uyarmak lazım şimdi...

Gerçekten çok keyif alarak çalıştığım pastalar oldu bunlar. Hem renkleri iç açıcı oldu, hem de gözüme pek hoş gözüktüler... Dizayn bana ait bu arada... Gerçekten kız pastası yapmak ayrı bir keyif veriyor insana. Keşke pasta yapımına biraz daha önce başlasaydım da kızımın doğumgününde şahane bir pasta yapabilseydim... Seneye artık...




Küçük peri kızları, doğumgününüz kutlu olsun... Bana da geçmiş olsun... Şimdi sırada bir sonraki haftanın pastasını planlamak ve hazırlıklarına başlamak var... Bu sefer bir küçük beyefendi için yapılacak pasta...

07 Haziran 2007 Perşembe

Şekil şekil kurabiye...




Bizim buradaki bir mağaza kapatmak üzere olduğu için %50 indirim yapmış. Özellikle yabancı sitelerde Cookie Press denen bu aleti görüp merak ederdim, ama almayı hiç düşünmemiştim açıkçası... Ancak fiyat o kadar uygundu ki, almayanı dövüyorlar desem yeridir... :) Eh, ben de aldım tabi... Sevgili Burcu da sağolsun bana bir tarif verdi, ve bugün ilk denememi yaptım...


İlk yarım saatim aleti nasıl kullanacağımı çözmekle geçti. Sonra ilk partiyi sıktım. Ama ne olduysa ikinci partide hamur makineden kurtulmamaya başladı... Aletin kitabı da pek yardımcı değildi... Hamuru biraz dolaba kaldırdım, uçları yıkayıp tekrar denedim, sonunda işi çözdüm galiba... Aslında çokkkkk keyifli bir şey. Tık tık basıyorsun, bir sürü güzel şekilli kurabiye çıkıyor... Tadları da pek güzel... Bunlar ilk denemelerim, panikten bir sürü ucu kullanamadım bile. Bir de her ucu bir kere basınca farklı, iki kere basınca farklı desen çıkıyor. Kısacası kendime yeni bir oyuncak buldummmmm.... Denemelerim devam edecek....


Denemek isteyenler için ise tarif şöyle;


120 gr. pudra şekeri

250 gr. tereyağ (yumuşak)

375 gr. un

1 yumurta

1 tutam tuz

2 paket vanilya


Hepsi bir güzel karıştırılıyor. Ama baştan uyarayım, inanılmaz yumuşak ve cıvık bir tarif, yani kalıpla kesmeye müsait değil... 180 derecede 10-12 dakika pişiyorlar. Bu tariften yaklaşık 50 adet kurabiye çıkıyor.


Dediğim gibi, eğlenceli ve lezzetli... Denemesi bedava... :)

05 Haziran 2007 Salı

İyiki Doğdun Hayatım...





Bugün sevgili eşimin doğumgünü... Şeker hamurlu pasta istemediğini özellikle belirtince, mecburen kremalı bir pasta yaptım kendisine... İçi vişneli, kremalı, üstü de buttercream kaplı oldu. Buttercream'i kaplamalar için çok seviyorum, çünkü çok pürüssüz bir görüntü sağlıyor. Ama ne yazık ki kenarlarını boncuk çikolata ile kapladım bu sefer, çünkü öyle süsler fırfırlar filan "erkek adamı bozar". Halbuki o kadar da düzgün olmuştu ki kernarları, için gitti vallahi...

Şeker hamuru istemiyorum demesine inat, ben de üstüne kendi minyatürünü kondurdum, şeker hamurundan tabii ki... Bir elinde artık normal bir uzuvu haline gelen cep telefonu, diğer elinde de hediyemiz... Bakalım beğenecek mi beyefendi....

Nice mutlu yıllar hayatım, umarım bir sonraki 35'i de beraber kutlarız....


Buttercream tarifini çok soran oluyor, o yüzden eklemek istedim...

- 80 gr oda sıcaklığında tereyağ (veya daha hafif olsun istiyorsanız 40 gr tereyağ 40 gr margarin)
- 250 gr pudra şekeri
- 1 paket vanilya

Hepsini mikserde uzunca bir süre kernarlarını zaman zaman sıyırarak çırpıyoruz. Pürüssüz kremamsı bir kıvam alıyor. Eğer çok koyu olursa süt ile inceltiyoruz. Eğer çok sulu ise, biraz daha pudra şekeri ekliyoruz. Tarifi isteğe göre çoğaltabilirsiniz ama ufak boy bir pastayı sıvamak için bana bu kadarı yetiyor.

31 Mayıs 2007 Perşembe

Cheesecake Çılgınlığı...

Sonunda bugün muradıma erdim ve cheesecake kursunu başarıyla tamamladım... Bilenler bilir, bir brownie cheesecake için haftalarımı ve kilolarla malzemeyi harcadıktan sonra pes etmiştim... Bugün sabretmenin cheesecake yapmakta ne kadar önemli olduğunu öğrendim... Bundan sonra kim tutar beni... Aşağıda resimlerini göreceğiniz güzeller bundan sonra her isteyene itinayla yapılacaktır... Cheesecake'i çok seven kayınvalideme ve anneme sevgilerle....



Bu chilled cheesecake denilen soğuk ve pişirilmeyen model... İçi vişneli...





Bu da altı Burçak'lı, üstü frambuazlı olan... Geçen seferki gibi üstüne koymak yerine frambuazları içine tıkıştırıyoruz... Onlar da bir güzel pişiyor ve daha lezzetli oluyorlar...



Bu da brownie cheesecake'ten arta kalanlar... :))) Bir dahaki sefere tam resmini çekeceğim, söz....

28 Mayıs 2007 Pazartesi

Frambuazlı Cheesecake...


Süslemesini çok acele yapmak zorunda kaldım, o yüzden kenarları pek düzgün olmadı. Belli olmuyor ama kenarlarda file antep fıstığı, üstünde de frambuazlar var. Dondurulmuş meyveler çok sulandığı için biraz da jöle gezdirdim üstüne. Ve alelacele teslim ettim. Bakalım beğenecekler mi?

26 Mayıs 2007 Cumartesi

Oğluşum görücüye çıkıyor...

Uzun zamandır insan modelleme çalışmak istiyordum ama pastalardan fırsat bulamıyordum... Sonunda muradıma erdim ve oğluşumu bugün tamamladım ve teyzelerine el öpmeye getirdim...

Çiçek filan hikaye, insan yapmak ne kadar zormuş... Surat için çok zorlanmadım ama eller beni bitirdi açıkçası. Hatta çok da istediğim gibi yapamadım elleri. Ama ilk deneme için idare edeceksiniz artık. Bir ara oturup sadece 30-40 tane el yapacağım, yedekte bulunsunlar... Yani, o kadar minik bir hamurla çalışıyorsun ki.... Bir de benim el ısım çok yüksek, hemen hamuru yumuşatıyor, ellerim terliyor, hadi, baştan başlıyorsun.... E tabi, o kadar mıncıklayınca da ister istemez hamur tozlanıyor, lekeleniyor... Şu hamura minik siyah tozlar yapışmadan çalışmayı bilen varsa lütfen bana haber versin... Beni deli ediyor o minik tozlar çünkü...


Neyse, sonuçta oğlumuz hazır efendim... Şimdi söyleyin bakalım teyzeleri, nasıl olmuş bizim oğlan?

24 Mayıs 2007 Perşembe

Bir doğumgünü daha...


Bu cıvıltılı pasta da Yeliz adında küçük bir ablanın doğumgünü için yapıldı. İstek üzerine içi kakaolu pandispanya ve damla çikolatalı pastacı kremasından oluştu... Kurdelanın her parçasının farklı renk olması ise ayrı bir cicilik kattı bence... Bu arada, alttaki küçük toplar da siparişe dahil. Nedense çocuklar o topları yemeye bayılıyor. Pastadan önce toplar tüketiliyor, sonra sıra pastaya geliyor. Şeker hamurunu ayıran biri olarak ben bu işe kocaman açılmış gözlerle bakıyorum tabii...

23 Mayıs 2007 Çarşamba

30 geliyorum demez....


Benim 30'a giriş yapmama 3 aydan az kaldı... Nedense ikili yaşları terketmek bana pek zor geliyor... Sevgili arkadaşım Gözde'ye de zor geliyor olmalı ki, doğumgünü pastasını sipariş verirken 29'u özellikle belirtti. :) Bir de sarı gülleri... Ben de bu sefer pastama bir plaka hazırladım... Süslemelerimi plakanın üzerine yaptım ki, pastayı keserken güller zarar görmesin, plakayı alıp saklasın ve her sene yeniden pastasının üstüne koysun... ;)


Zamanı durdurmak diye buna derler işte....


Sevgili Gözde'ciğim, doğum günün kutlu olsun...

15 Mayıs 2007 Salı

Winnie Kurbişleri...


Hep pasta yapacak halimiz yok ya, bu sefer küçük hanımın arzusunu yerine getirip Winnie the Pooh kurabiyeleri yaptık... Biraz bol tutmuşum galiba hamuru, epey çok kurabiye çıkınca, bir kısmını yarın oyun grubumuzdaki arkadaşlarımıza götürmeye karar verdik.

Kurabiyelerimiz fırından çıkınca şeker hamuru ile kaplayıp azıcık sulandırılmış siyah boya ile kaş, göz, burun ve ağız boyadım. Ummadığım kadar benzediler Winnie'ye... Bizimki de pek mutlu oldu...

Bakalım yarın arkadaşları da beğenecek mi?

12 Mayıs 2007 Cumartesi

Anneler Gününüz Kutlu Olsun...



Bu benim biricik kızımla geçirdiğim üçüncü Anneler Günü... İlkinde çok küçük olduğu için günümüz facia geçmişti... İkincisinde yürümeye başladı... Bakalım bu sefer bana ne hediye verecek...

Yukarıdaki pastayı çikolatayı benim kadar seven sevgili görümcem ve kayınvalidem için yaptım. Daha önce dediğim gibi, annemler şeker hamurlu pastaları pek sevmedikleri için onlar özel cheesecake siparişi vermişlerdi. (Ama tabanı Burçaklı, brownieli değil :) ) Onların siparişi sabahtan hazırlandı, sıra zevkle bu pastayı hazırlamaya geldi...

Çikolatalı pandispanya, bir katı çikolata ganaş + fındık krokan, bir katı çikolata ganaş + damla çikolata desem sanırım yeterli olur... Aslında kenarlarında başka süslemeler denemek istiyordum ama kızımın hastalığı nedeniyle huyu değiştiği için (grip oldu sadece), sürekli ilgi bekliyor. O yüzden çok uğraşamadım ve kenarlarına çok basit bir süsleme yaptım. Artık bir dahaki sefere... Zaten Mayıs ve Haziran pasta açısından epey bereketli olacak, şimdiden 3 sipariş, aile içi de 4 kutlama var... Sanırım yanımda bir yamak çalıştırmanın vakti geldi... :)))

Hepinizin anneler gününü tekrar kutluyorum....

30 Nisan 2007 Pazartesi

Makaron Fırtınası...

Grubumuzda Makaronlar o kadar tartışıldı ki, denemek farz oldu. Daha önce merengle bir çok çalışmam olduğu için makaronlarda pek zorlanmadım. Bence aslında makaron bir nevi mereng, yani beze... Dolayısıyla denerken ona göre davrandım.... Eh, başarılı bir sonuç aldığıma inanıyorum. Bakalım siz beğenecek misiniz? (Dikkat edilmesi gereken noktaları büyük harfle yazdım....)

Öncelikle ölçüler,

Az olmasını istediğim için Zinnur'un sayfasındaki tarifin yarısını kullandım. Yani,

-50 gr Pudra şekeri

- 13 gr Kakao

- 25 gr Badem Tozu

- 1 Yumurta akı

- 37 gr Toz şeker

Önce bir kapta pudra şekeri, kakao ve badem tozunu kaşıkla karıştırdım. Sonra iki kez eledim. Ben hazır badem tozu kullandım, o yüzden rondodan geçirme derdim olmadı. Benim badem tozum zaten un gibiydi, ama yine de eledim...





Bunlar bir kernarda beklerken, CAM bir kasede ODA SICAKLIĞINDAki yumurta akını mikserle çırpmaya başladım. Giderek köpüksü bir hal aldı. Bu aşamadan sonra toz şekeri YAVAŞ YAVAŞ, yani her seferinde bir kaşık olacak şekilde yumurta aklarının içine ekledim. En hızlı devirde karışım İYİCE KATILAŞANA kadar (yani kaseyi ters çevirdiğinde hiç dökülmeyecek bir kıvam olmalı) çırptım. Yaklaşık 10 dakika sürdü işlem....

Sonrasında TAHTA KAŞIK veya PLASTİK SPATULA yardımı ile, kakaolu karışımı AZAR AZAR ekleyerek (yine her seferinde 1 kaşık) iki karışımı birbirine yedirdim. Koyu kıvamlı bir macunum oldu sonunda...






Bu macunu sıkma torbama doldurup düz ucu ile yağlı kağıt serdiğim fırın tepsisine sıktım ve kabarcıkların yok olması için birkaç kez tepsiyi tezgaha vurdum. Sonra ıslak parmağımla yamuk yerleri düzelttim. Açıkçası bu aşamada kızım başımda beklediği için istediğim kadar düzgün olmadı sıkma işi. Ama yine de idare eder....


40 dakika kadar oda sıcaklığında bekledikten sonra, üzerileri iyice kabuk tuttu. Ben de kendilerini 160 derece ısıtılmış fırınıma koydum ve yaklaşık 15 dakika sonra çıkardığımda çok hoş görünüyorlardı. Vallahi ne yalan söyleyeyim, soğmasını filan beklemeden arasına Nutella sürüp afiyetle yedik.....



Söyleyin bakalım şimdi... Olmuş mu???

27 Nisan 2007 Cuma

Anneler Günü İçin Denemeler...




Bu hafta siparişim olmadığı için maket üzerinde bazı denemeler yapıyorum. Hem çiçek çalışma fırsatım oluyor, hem de değişik süslemeler kullanmayı deniyorum.




Bu sade maket pastayı belki biraz daha farklı süsleyip Anneler Günü için gerçek bir pasta olarak hazırlamayı düşünüyorum. Her ne kadar bizimkiler şeker hamurlu pastalara karşı allerjik olsalar da, görüntüsünü takdir ediyorlar...




Mineleri elde yaptım, hernagi bir kalıp kullanmadan. Bu tekniğe "pulled flower" deniliyor yabancı kaynaklarda. Yani çekiştirme ve mıncıklama yöntemi kullanılan bir teknik. Güller ise gül kalıplarım kullanılarak yapıldı. Ama bu sefer çok açmış değil de, biraz daha taze bir görüntü vermek istedim. Yapraklar da kalıpla yapıldı ve doğal bir görünüm için inceltilip volanlandı. Çiçeklerin üzeri ise yine petal dust ile gölgelendirildi... Şeftali ve sarı uyumu pek hoşuma gidiyor bu günlerde... Bu arada, bir gül ile bir kaç mine arkada kalmış, gözükmüyorlar... Sanırım pasta kurslarından sonra bir de fotoğraf kursuna gitmem gerekecek..... :)

21 Nisan 2007 Cumartesi

Altan'ın Doğumgünü Pastası




Bu pasta çok yakışıklı bir beyefendinin birinci yaş günü için hazırlandı. Annesi Gelincikler Burcu'nun sayfasında gördüğü balonlu pastaya benzer birşeyler yapmamı istedi benden. Ben de bir kaç küçük değişiklikle pastamı yaptım, hazırladım ve bu sabah teslim ettim.


Geçen sefer yaptığım Yeni Versiyon Papatya Bahçesini çok beğenerek yemişler, ama bu sefer pastanın içinin biraz daha hafif olmasını istedikleri için beyaz pastacı kreması kullandım ve yine taze çilekler doldurdum.


İsimi ve balonları modelleme hamurundan hazırladım. Mumu koymak içinde özel bir mum yeri hazırladım, pastanın kaplamasına zarar vermesin diye. Üzerindeki ayıcık ise bir oyuncak, yani ben yapmadım.

Doğum günün kutlu olsun Altan, nice mutlu yıllara....

20 Nisan 2007 Cuma

İlk Maket Pastam


Bu kibar pasta ilk kez fırfır ve çiçek buketi denediğim bir maket oldu. Hatta ilk maketim oldu.

Aslında maket çalışmak zevkliymiş. Ama sanırım kızım için büyük hayal kırıklığı oldu. Çünkü çok alışmıştı pastaları kesip yemeye, bunun yenmeyeceğini idrak edemedi, çok üzüldü... Ben de ona ayrı bir pasta aldım, kızım bu kesilmez, bu süs, sen öbürünü ye dedim, öyle ikna oldu... :)





Bunlar da çiçeklerimin değişik açılardan çekilmiş halleri... Renkler tam istediğim gibi çıkmamış resimlerde. Nedense karanfil ve minelerimde biraz renk kayması olmuş... Pasta işini çözdük ama fotoğrafçılık konusunda biraz daha çalışmamız gerekecek sanırım.


Gelelim teknik detaylara....

Fırfır yapımı için şu aleti kullandım. Modelleme hamurunu ince açıp bu aletle kesiyor, sonra kenarlarını volanlıyoruz. Sonra da yumurta akı ile pastanın üzerine yapıştırıyoruz.

Gül, yaprak ve karanfili kalıp kullanarak yaptım. Ama kesilen parçaları bolca volanladım. Anladım ki bu işte ne kadar çok volan, o kadar çok gerçekçilik... Mineler ise hiç bir alet kullanmadan elde yapıldı.


Çiçekleri buket haline getirdikten sonra royal icing ile pastanın üzerine tutturdum. Çiçek çalışmak gerçekten çok zahmetli ve el oyalayıcı bir iş. Her bir yaprakla teker teker uğraşmanız gerekiyor. Ama gelen yorumlara bakılırsa, bütün bu yorgunluğa değiyor...

15 Nisan 2007 Pazar

Yeni Versiyon Papatya Bahçesi

Aslında aynı model pasta yapmak yerine değişik şeyler denemeyi daha çok seviyorum. Ama sözkonusu bir sipariş olunca, Papatya Bahçesini tekrar yapmak gerekti. Ancak bu sefer süslemede bir kaç küçük değişiklik yaptım...

Pandispanyayı sade olarak 20cm'lik Wilton kelepçeli kalıbımda pişirdim. Bu kalıbımdan gerçekten çok memnunum. Hatta Wilton'un değişik kalıplarından da edinmeyi düşünüyorum... Herneyse, pandispanyamı 3 kata ayırdıktan sonra katları şeker şurubuyla ıslattım ve beyaz çikolatalı ganaş ile hazırladığım krema ile doldurdum. Aralara taze çilekler döşedim. Baharın en sevdiğim yanı bu zaten, dondurulmuş çilek kullanmaktansa taze çilekler kullanmak.... Kokusu bile bir başka oluyor pastanın....

En üst katı kapattıktan sonra çok ince yağlı krema ile sıvadım. Ve uçuk yeşil renklendirdiğim şeker hamuru ile kapladım. Bu arada, şeker hamurumu hep kendim hazırlıyorum. Bugüne kadar hazırını hiç kullanmadım. Evde malzeme bulunduktan sonra en fazla yarım saatimi alıyor hamuru hazırlamak. Papatyalarımı ise bir gün önceden modelleme hamuru ile hazırlamıştım. Onları da bir güzel yerleştirdikten sonra (ben yapıştırma için royal icing kullanmayı tercih ediyorum) pastamız hazırlandı ve sahibini beklemeye başladı....

Sipariş pasta yapmanın en kötü tarafı tadamamak bence!!! Hep bir soru işareti kalıyor aklımda, acaba nasıl oldu, acaba beğenildi mi, vs vs... Neyse, umarım sahipleri beğenerek yer. Şimdi sırada bir sonraki siparişimin hazırlıkları var... Bu hafta biraz yoğun geçeceğe benziyor :)))

Ankete katılır mısınız?

Merhaba,

Blogumu geliştirme çalışmalarım doğrultusunda sayfama, sağ sütunun en altına, minik bir anket ekledim. Her hafta farklı sorular olmasını planlıyorum. Eğer katılıp görüşlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler....

14 Nisan 2007 Cumartesi

Karanfil Modelleme



Çiçek modelleme çalışmalarım devam ediyor. Bu sefer konumuz karanfil... Çok basit görünüyor ama gülden daha çok el oyalayan bir çalışma... Biraz hatam da oldu aslında. Öncelikle çiçek sapımı yeşil bantla kaplamayı unuttum... Sonra kızım rahat vermediği için taç yapraklarını istediğim kadar inceltemedim. Normal yaprak eklemeyi bir dahaki sefere bırakacağım artık, çünkü küçük cadının istekleri bitmedi bugün... :))) Ha, bir de kolaya kaçtım, beyaz karanfil yaptım... Dedim ya, uyku saatleri dışında deneme yapınca böyle aksaklıklar oluyor bazen...

Bakalım beğenecek misiniz?

10 Nisan 2007 Salı

3x3 Oyunu...

Sevgili Nur beni 3X3 oyununa davet etmiş. Bakalım neler sormuş....

1.1 Daha önce yaşadığım 3 şehir
Sadece İstanbulda yaşadım bugüne kadar.

1.2 Tatil için gittiğim ve önerdiğim 3 yer
Paris, Newyork, Kıbrıs

1.3 Yaşamak istediğim 3 şehir
Paris, Newyork, Roma... Ama İstanbul'a da gidip geleyim arada... :)))

2.1 Şu andaki Mesleğim
Aslen ekonomist... Ama son iki yıldır anne...

2.2 Dünyaya yeniden gelseydiniz, hangi meslegi yapmak isterdiniz?
Kesinlikle doktor olurdum!!!

2.3 Kesinlikle ben yapmak istemezdim dediğim meslek
Gün boyu trafikte olmamı gerektiren meslekler, taksi şöförü, otobüs şöförü vs...

3.1 Yaşam felsefemi oluşturan söz
Kimseyi ayıplama, ayıpladığın şey mutlaka başına gelir!!!

3.2 Bir kitaptan alınma çok sevdiğim bir söz , cümle yada paragraf
Paulo Coelho'nun Veronika Ölmek İstiyor isimli kitabından bir alıntı yapmak istemiştim. Ancak kitabımı bir arkadaşıma vermişim. Geri alınca orijinalini yazarım ama kısaca şöyle bir şeydi;

Tımarhanedeki delilere, dışarıdaki insanların normal kabul ettiği davranışlara uymadıkları için deli diyorsunuz. Peki ya normal olan aslında onların yaptığıysa...


3.3 Çok sevdiğim bir şiir

Yas otuz bes! Yolun yarisi eder.
Dante gibi ortasindayiz omrun
Delikanli cagimizdaki cevher;
Yalvarmak, yakarmak nafile bugun,
Gozunun yasina bakmadan gider.

Sakaklarima kar mi yagdi ne var?
Benim mi Allah'im bu cizgili yuz?
Ya gozler altindaki mor halkalar?
Neden boyle dusman gorunursunuz;
Yillar yili dost bildigim aynalar?

Cahit Sıtkı Tarancı



Gelelim mamaların dağılımına....



Papatya pastamı sevgili Nükhet'e gönderiyorum....











Hediye paketimi sevgili Burçin'e gönderiyorum.










Taze çilekli şarlotumu da sevgili Nilgün'e gönderiyorum...








Hepinize afiyet olsun arkadaşlar...

Güllerin içinden....


















Hep pasta yapacak halimiz yok ya, biraz da modelleme çalışmak istedim ve ortaya bu güller çıktı. İlk iki resimde 8 yapraklı, son resimde ise 15 yapraklı halini görüyorsunuz. Aslında bir de gonca hali vardı da, onun resmini çekmeyi unutmuşum... El alışınca epey hızlı yapabiliyorum, ama küçük cadımın uyuduğu saatlere denk getirmeye özen gösteriyorum tabii...


Evettt, güle ihtiyacı olan varsa yollayabilirim.... Diğer çiçek çalışmalarımız ise çokkkk yakındaaaa....

06 Nisan 2007 Cuma

Aldım, Kullandım ve Çok Memnunum...

Sevgili Nilgün beni sobelemiş... Benim ilk sobelenmem, o yüzden çok heyecanlıyım. Hatta sabah sobelenenlerin yazdıklarını okurken acaba sıra bana da gelir mi diye düşündüm. Akabinde Nilgün'ün sayfasına bakıpta adımı görünce gözlerime inanamadım... Teşekkür ederim Nilgün.


Sizleri öncelikle emektar mini fırınımla tanıştırmak istiyorum. Kendisi mini olabilir, en fazla 26cm'lik kekler pişirebilir ama bütün işimi görür, kahrımı çeker... Mutfağım çooookkkk küçük olduğu için bir fırınım yok. O yüzden en büyük hayalim bir turbo fırın sahibi olmak. O zaman beni tutamayacaksınız. :)))


İkinci favori yardımcımız ise daha 5 gün önce aldığım dijital tartım. Kendisi pek bir havalıdır, 2gr-3kg sıvı ve katı ölçebilir, her zaman el altındadır.


Sırada alet edevat kutum var. Silikon fırçam, plastik merdanem (ki şeker hamuru açarken çok işe yarıyor), smoother, pasta yanı tarağı, silikon spatula vs vs...

Pürmüzümü unutmayalım lütfen... Özellikle şarlot ve trüflerimi çemberden çıkartırken çok işime yarıyor... El altında olmamasına dikkat ediyorum, malum meraklı turşucu kızım her an ele geçirebilir. Gerçi çocuk emniyeti var ama yeni nesile güven mi olur.. Bu arada, bunu BİM'den 27 TL'ye aldım, ilgilenenlere duyrulur...


Son olarak Wilton'un şeker hamuru şekillendirme setleri var ki, üstteki iki taneyi henüz kullanmaya fırsatım olmadı. En kısa zamanda deneyip haber veririm sizlere.... Yazı yazma seti ise çok başarılı, benim gibi yazı yazarken kaydıran özürlüler için...


Evettt, benden bu kadar... Mutfağım küçük olabilir ama ıvır zıvırım boldur... Daha yazmaya kalksam neler çıkar neler... Bu arada, ben de Nur'u ve Ülviye'yi sobeliyorum... Sevgiler...

04 Nisan 2007 Çarşamba

İçime dert oldu...

Bir önceki postta büyük boy resimleri göstermiyor nedense. İçime dert oldu, yeniden koydum resmini.... Neden böyle yaptı anlamadım....




03 Nisan 2007 Salı

Bebek Pasta ve gecikmiş bir bebek ziyareti

Bir arkadaşımızın çok çok gecikmiş bir bebek ziyareti için yapıldı bu pasta. Zuhal Yalçın'ın blogunda resmini gördüğümden beri bu pastayı yapmak istiyordum. Eh, malum biraz büyümüş bir bebek ziyareti için en uygun pasta bu oldu, bana da gün doğdu...

Pandispanyamı kakaolu olarak 1 gün öncesinden yaptım, bir güzel kabaran yerlerini traşladım. 3 kata ayırıp katları şeker şurubu ile ıslattım. Arasına çikolata ganaştan (bu sefer 150 gr kuvertür - 200 ml kremadan hazırladım) bolca sürdüm. Geçen sefer kızımın doğumgünü pastasında başıma gelen faciadan sonra işi garantiye alıp meyve koymama kararı aldım. (kızımın pastasına muzlar koymuştum ve pastayı kaplarken hepsi kaymış ve kremayla birleşip şeker hamurumu eritmişti) O yüzden alt kat için ganaşın içine un halinde fındık karıştırdım, üst kat içinse ganaşı sade sürüp üstüne rendelenmiş çikolata serpiştirdim. Kısacası bu çikolata sevenler için bir cennet pastası oldu...

Son katı da kapadıktan sonra çok ince bir katman yağlı krema sürdüm. İşte pastanın kaplanmadan az önceki hali...




Şeker hamurlarımı 2 gün önceden hazırlamıştım zaten. Hatta ten rengini biraz fazla tutmuştum, yetmezse rezil olmayayım diye. Kaplamada pek sorun yaşamadım allahtan, yırtılma da olmadı. Burnu, ağızı, gözleri ve saçları çok az suyla ıslatarak yapıştırdım.



Bu da pastamızın kaplanmış hali. Kaplama sonrası etraf batıyor tabi. Hele benim o kadar küçük bir mutfağım var ki, o yüzden bu işleri salon masasının üstünde yapıyorum. Bir de salonu temizlemek zorunda kalıyorum.

Veeee final... 5 saat sonra her tarafım ağrıyor ama içime sindi. Umarım tadına bakanlar da memnun kalır.... Şimdi temizlik zamanı...

02 Nisan 2007 Pazartesi

Doğumgünü Pastası



Kayınpederimin doğumgünü için yaptığım pasta. Kendisi şeker hamuru sevmediği için hafif bir şeyler yapmak zorundaydım. Aksi gibi o gün de evde hiç malzemem kalmamıştı. Mecburen dolapta böyle günler için sakladığım Söke'nin hazır pandispanyasını kullandım. Sade hazırladım pandispanyayı. Arasına beyaz pasta kreması döşedim ve vişneler dizdim. Üstünü de ince kremşanti ile sıvayıp, kakao ile süsledim. Kenarlara da artan kremşantiyi jel boya ile renklendirip bordür şeklinde sıktım. Çok beğendi...

Gelelim Beyaz Pasta Kremasına... Ben bunu çok seviyorum, hem hafif oluyor, hem beyaz, hem de yumurta kokmuyor.

-500 ml süt
- 2 tepeleme çorba kaşığı un
- 1/2 su bardağı toz şeker (fazla şekerli olmasını istemiyorsanız daha az kullanın)
- 1 paket vanilya
- 1 çorba kaşığı buğday nişastası

- 50 gr tereyağ (opsiyonel)

Malzemelerin hepsini (yağ dışında) tencereye atıp önce çırpma teli iye iyice karıştıralım. Sonra orta ateşte, sürekli karıştırarak, üzeri göz göz olana kadar pişirelim. Ateşten alınca (isterseniz) tereyağını ekleyip eriyene kadar karıştıralım. Sonra da soğuyana kadar çırpalım (biraz kol kuvveti gerekiyor).

Papatya Bahçesi




Bu pastayı aslında mart ayında yapmıştım, bir nevi bahar kutlaması olarak. İçinde sade pandispanya ve beyaz çikolatalı ganaş kullandım. Araya da çilek... Beyaz çikolata ve çilek birleşince ortaya kötü bir tat çıkması mümkün olmuyor zaten... Bu arada, bu ilk kez yırtılmadan kaplanan pastam olduğu için, gönlümde farklı bir yeri var.

29 Mart 2007 Perşembe

Hediye Paketi




Bu şirin hediye paketimiz de kakaolu pandispanya ve damla çikolatalı pastacı kreması ile yapıldı. Kurdelası epey bir uğraştırdı beni, ama görüntüsünün çok gerçekçi olduğunu söylüyor yiyenler...




Yeri gelmişken, pastacı kremasının tarifini de ekleyeyim...



1/2 litre süt
3 adet yumurta
5 g vanilya
150 g toz şeker
150 g Margarin
65 g un


Bir tencerede sütü kaynatıyoruz. Başka bir kapta yumurta, toz şeker ve unu iyice karıştırıyoruz. Kaynamış sütü bu karışıma ilave ediyor ve iyice tel ile çırpıyoruz. Pürüssüz bir hale gelince, tekrar ocağa koyuyoruz ve kısık ateşte koyulaşana kadar pişiriyoruz. Altını kapadıktan sonra vanilyayı ve margarini ekliyoruz. Soğumasını beklerken üzerini jelatin ile kapamanızı tavsiye ederim, yoksa kabuk tutabiliyor.

27 Mart 2007 Salı

Mont Blanc



Bu güzel pastamız için dikdötgen bir pandispanya yapıyoruz, ikiye kesiyoruz ve arasını da beyaz krema ile dolduruyoruz. Üstünü mevsim meyveleri ile süsleyip sıcak jöle döküyoruz ki meyveler kararmasın ve parlak kalsın. Aslında kenarlarını da beyaz çikolata ile sıvayıp file fındıkla süslüyoruz ama benim fındıklarım taşıma esnasında birazcık dökülmüşler...

Şarlot


















Altına bir ince dilim sade pandispanya koyduğumuz bu pastanın içine frambuazları pişirip robottan geçirerek yumuşak bir krema hazırlıyoruz. Dondurucuda 1-2 saat beklettikten sonra üzerini frambuazlarla süslüyor ve sıcak jöle döküyoruz. Kenar süslemesi için bu boncuk çikolataları çok seviyorum. Hem pratik hem de lezzetli bir süsleme oluyor bence. Değişik renklerde olanları da varmış.

Geçen gün aynı pastayı kayınvalidem misafirleri için sipariş ettiğinde, frambuazım bittiği için çilekle denedim. Pişerken eve muhteşem bir koku saldı. Yerken de ağızınıza çatalı götürürken çileğin kokusu insanı sarhoş ediyordu. Sanırım bundan sonra da çilekli olarak yapmaya devam edeceğim.

Çikolatalı Trüf

















İşte benim gibi çikolata severler için eşsiz bir hazine... Biraz şarlota benzer kendileri ama onu eşsiz kılan içindeki erimiş çikolatalı kremasıdır. İnce bir dilim kakaolu pandispanyanın üzerine dökülen bu mehteşem yumuşak krema, ağızınızda erir gider... Bizim evin de favorilerindendir kendisi. 2 yaşındaki kızım bile bunu görünce "patta, patta" diye peşimde dolaşıyor...

25 Mart 2007 Pazar

Güzel Bir Başlangıç...

Aslında hiç aklımda yoktu bir blog sahibi olmak. Hatta pasta yapmak bile hedeflerim arasında değildi. Ama bir gün, internette gezinirken tesadüfen Pastacı Burcu'nun bloguna rastladım. Onun yaptığı o güzel pastaları gördükçe iştahım kabardı, iştahım kabardıkça da ben de bu işe gönül verdim. Sayısız başarısız denemeler yaptım. Yaptığım garip şekilli pastaları kızım ve eşim üzerinde denedim. Önce internetteki tariflerden faydalandım. Sonra yabancı kitaplardan pek çok faydalı bilgi edindim. Sonunda, bu iş böyle olmayacak deyip, Coccolat'ın bir kaç kursuna katılmaya karar verdim.
Sonuçta, henüz öğrenme aşamasındayım. Daha kat edecek çok yolum var. Ama bu işi çok severek yapıyorum, çevremden siparişler geldikçe daha da şevkle sarılıyorum yaptığım işe. Hatta sipariş vermek isteyen arkadaşlarım önce resimlerini görmek istiyorlar, bu blog da onlara bir nevi katalog vazifesi görecek artık. Hem böylelikle yaptıklarımı da sizlerle paylaşabileceğim. Beğenmeniz dileğiyle...